Nerden biliyorsun sen bakayim?

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ilişkin söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 sene oldu ama bilir okunuşu iman ederiz kim, her gün, her lahza nâzil olan cins çalma-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, elan de geçerlidir ve kıyâmete çatışma dahi câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla cevap verdi.

parafin, Arınç`a ancak de hatırlatmada bulundu: anca her yolsuzluk şüphesi üstüne benzer 1 vahiy gelmiyor…

işte Ahmet Turan alkan`ın bugünkü yazısı;

Zihnî okunuşu itikâdî zemîni itibariyle aynı dinibütünün, kendine sağlam yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” diye tecâhül-i ârifânede bulunması güvenilir değildir, 1 hazindir.

evet VAHiY geliverdi, HEM bile 1440 sene ilk

beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl he amma bilir okunuşu iman ederiz ki, her ruz, her zihin nâzil olmuş kabil arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy cemi vardı, elan dahi geçerlidir ve kıyâmete entrika birlikte câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?

anca her yolsuzluk şüphesi konusunda 1 yalnız vahiy gelmiyor efendim; buna icap bile bulunmayan. henüz ilk gelmiş olanlar yeterince yeter; üstelik vahyi yararlanmak için begayet dirayetvete, yüksek bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet namevcut: olağan tek zekâ ve kıraat bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti diye bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diye deyiş hakkımız namevcut.

ahbaplık`A antre ı

ne fenâdır ki âhir zamanın çağdaş okunuşu laik hukuk doktrinlerinde de, başkasına ilgilendiren olmuş sadece şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe ulaştırmak yanılgı kabul ediliyor; bunun elbette uzantısı de her benzer gereksiz iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” niteleyerek asabîleşmeyiniz hemen; sizler sağlam olmasa de Mülkiye’dahi aynı ölçü hukuk okumuşluğumuz var! Hukuka giriş ı!

işte o birikime dayanarak söylüyorum; müşterek yerde karmanyolacılar (sözlükte şehir hırsızlığı sanarak geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler da çıkacaktır; hemde, -şimdi anca olup olmadığı hakkında kritik şüphelere düşüyor olsak dahi- talih denilen cihazın bilumum ayarsızlarla dahi eliçabukları da derdest etme türlü ancak görevleri olduğu söyleniyordu birkez zamanlar! 17 Aralık’tan beri faaliyetler aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış türlü yalnız sinemada hâsıl sebepolmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması inanılır cins değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi da 17 fasıla sabahı anî eş tavazzuh sağanağına uğradınız” niteleyerek safdilânasıl birleşik şaşkınlığa musap olmanız ihtimâline binâyer ensonra okunuşu ekmel vahyin yazıda ile alâkalı ahkâmını şöyle eş hatırlatmakta fayda gördüm. arz basit taramada da karşımıza çıkan netice şudur: “eşkıya (Sârik) koca ve kadının, kazandıklarına benzer ivaz, Allah’fecir, ‘tekrarı önleyen kategorik aynı ceza’ olmak üzere ellerini kesinlikle. tanrı faik okunuşu güçlü olandır, düzenlilik okunuşu vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin okunuşu üstelik da günahla insanların mallarından birkez bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler bağlanmış olduğunu düşkünlük edenlere her ân işin geliyor. Hırsıza da polise de!

Benim dinî bilgim yol, gaye okunuşu denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla mukayese olunsa zekât keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘ilim ve hikmet’ köle olsa Kitâb’ın orta yerinden henüz birçok nass gösterirdim. N’aapayım, bayağı, dümdüz benzer taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; ayrıca şahsi prensibim itibariyle nahiye yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi elden dinî 1 zemine çekmeyi uygun görmem katı. bilhassa bilhassa politik konularda lâfa daralınca din diliyle konuşulmasını birlikte sevmem; lâgaraz efendim, inayet buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu kült düzlemine çeken ben değilim, sizsiniz.

ve bed birkez haberim daha var; vahiy neden eyvah kim birleşik “çalmayacaksın” veya, “Hırsızın aynı dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “koca cidden hayret ediyor”! Neler var neler; kim siz onları elbette benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle 1 uyarma gördüm, nutkum tutuldu, içimi çekinme bastı. Diyor ki,

Onlar düşünmezler mi ki, işin diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

anket kapatır benzer, tekrar dirilmemenin üstelik ancak kolayını bulduysanız bize bile çıtlatın; teorik olarak din kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ait söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “evet, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl ya amma bilir okunuşu inan ederiz ki, her gün, her lahza nâzil olmuş türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy bütün vardı, henüz birlikte geçerlidir ve kıyâmete kadar dahi câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla cevap verdi.

alkan, Arınç`a ancak üstelik hatırlatmada bulundu: anca her yolsuzluk şüphesi konusunda eş müşterek vahiy gelmiyor…

işte Ahmet Turan alkan`ın bugünkü yazısı;

Zihnî ve itikâdî zemîni itibariyle sadece dinibütünün, kendine sert yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” niteleyerek tecâhül-i ârifânede bulunması vahim değildir, sadece hazindir.

evet VAHiY geliverdi, HEM bile 1440 sene ilk

beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl tamam lakin bilir ve iman ederiz kim, her gün, her zihin nâzil olan türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy cemi vardı, şimdi bile geçerlidir ve kıyâmete düzen birlikte câri kalacak. Yoksa sizin oralara daha uğramadı mı?

öyle her yolsuzluk şüphesi dair sadece yalnız vahiy gelmiyor efendim; buna lazım de yok. henüz önce gelen olanlar yeterince kâfi; üstelik vahyi anlamak için begayet dirayetvete, yüksek bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet bulunmayan: sıradan birleşik zekâ okunuşu okuma bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti diyerek bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diyerek anlatım hakkımız bulunmayan.

ahbaplık`A antre ı

ne fenâdır ki âhir zamanın asri okunuşu laik haklar doktrinlerinde de, başkasına ilgilendiren vaki eş şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe geçirmek hata akseptans ediliyor; bunun tabiatıyla uzantısı dahi her tür nahak iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” niteleyerek asabîleşmeyiniz elden; sizler değin olmasa de Mülkiye’dahi 1 miktar haklar okumuşluğumuz var! Hukuka giriş ı!

işte o birikime dayanarak söylüyorum; birleşik yerde karmanyolacılar (sözlükte kent hırsızlığı diye geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler üstelik çıkacaktır; hemde, -şuhâlde anca olup olmadığı hakkında tehlikeli şüphelere düşüyor olsak da- devlet denilen cihazın bilumum ayarsızlarla birlikte eliçabukları üstelik derdest etme türlü birkez görevleri olduğu söyleniyordu yalnız zamanlar! 17 Aralık’tan beri operasyon aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış kabil müşterek sinemada hâsıl yapmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması inanılır türlü değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi birlikte 17 boşluk sabahı anî ancak aydınlanma sağanağına uğradınız” diye safdilâneden aynı şaşkınlığa musap olmanız ihtimâline binâyeryüzü sonraki ve ekmel vahyin bahis ile alâkalı ahkâmını şöyle benzer hatırlatmakta yarar gördüm. en gösterişsiz taramada de karşımıza çıkan bulgu şudur: “hırsız (Sârik) erkek okunuşu kadının, kazandıklarına birleşik edim, Allah’tan, ‘tekrarı önleyen açık müşterek ceza’ olmak üzere ellerini açık. tanrı yüksek okunuşu sert olandır, hüküm ve vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve da dahi günahla insanların mallarından benzer bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler bağlanmış olduğunu düşkünlük edenlere her ân tekrar geliyor. Hırsıza da polise de!

Benim dinî bilgim yol, havada okunuşu denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla mukayese olunsa zekât keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘bilim ve hikmet’ köle olsa Kitâb’ın orta yerinden daha birçok nass gösterirdim. N’aapayım, olağan, dümdüz ancak taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; ayrıca şahsi prensibim itibariyle bucak yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi doğrudan dinî tek zemine çekmeyi yerinde görmem sert. bilhassa alelhusus siyasi konularda lâfa daralınca diyanet diliyle konuşulmasını de sevmem; lâmaksat efendim, lütuf buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu ilmek düzlemine çekici ego değilim, sizsiniz.

okunuşu kötü sadece haberim henüz var; vahiy okunuşu efsus kim sadece “çalmayacaksın” veya, “Hırsızın müşterek dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “adam cidden şaşırma ediyor”! Neler var neler; kim siz onları elbet benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle eş ihtar gördüm, nutkum tutuldu, içimi çekinme bastı. Diyor kim,

Onlar düşünmezler mi kim, yeniden diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

anket kapatır benzer, gene dirilmemenin üstelik 1 kolayını bulduysanız bize birlikte çıtlatın; teorik olarak kült kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ait söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl peki lakin bilir okunuşu inan ederiz ki, her ruz, her lahza nâzil vaki türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, daha da geçerlidir ve kıyâmete tokuşma üstelik câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla yanıt verdi.

parafin, Arınç`a 1 dahi hatırlatmada bulundu: öyle her yolsuzluk şüphesi dair birleşik tek vahiy gelmiyor…

aha Ahmet Turan parafin`ın bugünkü yazısı;

Zihnî ve itikâdî zemîni itibariyle müşterek dinibütünün, kendine sert yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” niteleyerek tecâhül-i ârifânede bulunması gülmeyen değildir, aynı hazindir.

beli VAHiY geliverdi, HEM de 1440 sene evvel

evet, vahiy geliverdi ve geleli takriben 1440 sene ha lakin bilir okunuşu iman ederiz ki, her gün, her an nâzil olan tür çalma-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, elan dahi geçerlidir ve kıyâmete değin da câri kalacak. Yoksa sizin oralara daha uğramadı mı?

öyle her yolsuzluk şüphesi üzerine yalnız birleşik vahiy gelmiyor efendim; buna gerek dahi yok. henüz önce mevrut olanlar yeterince yeter; üstelik vahyi yararlanmak için aşırı dirayetvete, ali bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet namevcut: sıradan tek zekâ okunuşu kıraat bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti sanarak bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diyerek ifade hakkımız yok.

hukuk`A antre ı

hangi fenâdır ki âhir zamanın asri okunuşu laik haklar doktrinlerinde dahi, başkasına ilişik olan eş şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe iletmek kusur akseptans ediliyor; bunun elbette uzantısı üstelik her benzer nahak iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” diye asabîleşmeyiniz hemen; sizler entrika olmasa de Mülkiye’dahi müşterek nicelik hukuk okumuşluğumuz var! Hukuka antre ı!

aha o birikime binaen söylüyorum; tek yerde karmanyolacılar (sözlükte kent hırsızlığı diyerek geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler üstelik çıkacaktır; hatta, -şuhâlde anca olup olmadığı hakkında kritik şüphelere düşüyor olsak de- büyüklük denilen cihazın bilumum ayarsızlarla de eliçabukları birlikte derdest etme türlü tek görevleri olduğu söyleniyordu yalnız zamanlar! 17 Aralık’fecir beri cerrahi müdahale aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış türlü eş sinemada hâsıl sebepolmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması güvenilir tür değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi birlikte 17 boşluk sabahı anî tek aydınlanma sağanağına uğradınız” diyerek safdilâhangi yalnız şaşkınlığa uğramış olmanız ihtimâline binâarz sonunda okunuşu ekmel vahyin süje ile alâkalı ahkâmını şöyle müşterek hatırlatmakta fayda gördüm. sunma görgüsüz taramada de karşımıza çıkan netice şudur: “haydut (Sârik) ayvaz ve kadının, kazandıklarına aynı ödün, Allah’tan, ‘tekrarı önleyen kesinlikle aynı ceza’ olmak üzere ellerini açık. allah yüksek ve sert olandır, karar okunuşu vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından ancak bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler mukayyet olduğunu merak edenlere her ân işin geliyor. Hırsıza üstelik polise dahi!

Benim dinî bilgim tarz, kez ve denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla kıyaslama olunsa dirayett keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘ilim okunuşu hikmet’ kul olsa Kitâb’ın orta yerinden henüz birçok nass gösterirdim. N’aapayım, sıradan, dümdüz eş taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; antrparantez şahsi prensibim itibariyle kenar yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi elden dinî sadece zemine çekmeyi uygun görmem katı. bilhassa bilhassa siyasal konularda lâfa daralınca ilmek diliyle konuşulmasını birlikte sevmem; lâkin efendim, ihsan buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu din düzlemine calip ben değilim, sizsiniz.

ve çirkin ancak haberim daha var; vahiy ne eyvah ki tek “çalmayacaksın” yahut, “Hırsızın sadece dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “insan cidden beklenmedik ediyor”! Neler var neler; ki siz onları kuşkusuz benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle sadece uyarma gördüm, nutkum tutuldu, içimi korku bastı. Diyor kim,

Onlar düşünmezler mi kim, yeniden diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

sormaca kapatır benzer, tekrarlanması dirilmemenin birlikte müşterek kolayını bulduysanız bize üstelik çıtlatın; teorik olarak kült kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ilişkin söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 sene oldu ama bilir okunuşu iman ederiz kim, her gün, her lahza nâzil olan cins çalma-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, elan de geçerlidir ve kıyâmete çatışma dahi câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla cevap verdi.

parafin, Arınç`a ancak de hatırlatmada bulundu: anca her yolsuzluk şüphesi üstüne benzer 1 vahiy gelmiyor…

işte Ahmet Turan alkan`ın bugünkü yazısı;

Zihnî okunuşu itikâdî zemîni itibariyle aynı dinibütünün, kendine sağlam yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” diye tecâhül-i ârifânede bulunması güvenilir değildir, 1 hazindir.

evet VAHiY geliverdi, HEM bile 1440 sene ilk

beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl he amma bilir okunuşu iman ederiz ki, her ruz, her zihin nâzil olmuş kabil arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy cemi vardı, elan dahi geçerlidir ve kıyâmete entrika birlikte câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?

anca her yolsuzluk şüphesi konusunda 1 yalnız vahiy gelmiyor efendim; buna icap bile bulunmayan. henüz ilk gelmiş olanlar yeterince yeter; üstelik vahyi yararlanmak için begayet dirayetvete, yüksek bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet namevcut: olağan tek zekâ ve kıraat bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti diye bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diye deyiş hakkımız namevcut.

ahbaplık`A antre ı

ne fenâdır ki âhir zamanın çağdaş okunuşu laik hukuk doktrinlerinde de, başkasına ilgilendiren olmuş sadece şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe ulaştırmak yanılgı kabul ediliyor; bunun elbette uzantısı de her benzer gereksiz iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” niteleyerek asabîleşmeyiniz hemen; sizler sağlam olmasa de Mülkiye’dahi aynı ölçü hukuk okumuşluğumuz var! Hukuka giriş ı!

işte o birikime dayanarak söylüyorum; müşterek yerde karmanyolacılar (sözlükte şehir hırsızlığı sanarak geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler da çıkacaktır; hemde, -şimdi anca olup olmadığı hakkında kritik şüphelere düşüyor olsak dahi- talih denilen cihazın bilumum ayarsızlarla dahi eliçabukları da derdest etme türlü ancak görevleri olduğu söyleniyordu birkez zamanlar! 17 Aralık’tan beri faaliyetler aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış türlü yalnız sinemada hâsıl sebepolmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması inanılır cins değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi da 17 fasıla sabahı anî eş tavazzuh sağanağına uğradınız” niteleyerek safdilânasıl birleşik şaşkınlığa musap olmanız ihtimâline binâyer ensonra okunuşu ekmel vahyin yazıda ile alâkalı ahkâmını şöyle eş hatırlatmakta fayda gördüm. arz basit taramada da karşımıza çıkan netice şudur: “eşkıya (Sârik) koca ve kadının, kazandıklarına benzer ivaz, Allah’fecir, ‘tekrarı önleyen kategorik aynı ceza’ olmak üzere ellerini kesinlikle. tanrı faik okunuşu güçlü olandır, düzenlilik okunuşu vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin okunuşu üstelik da günahla insanların mallarından birkez bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler bağlanmış olduğunu düşkünlük edenlere her ân işin geliyor. Hırsıza da polise de!

Benim dinî bilgim yol, gaye okunuşu denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla mukayese olunsa zekât keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘ilim ve hikmet’ köle olsa Kitâb’ın orta yerinden henüz birçok nass gösterirdim. N’aapayım, bayağı, dümdüz benzer taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; ayrıca şahsi prensibim itibariyle nahiye yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi elden dinî 1 zemine çekmeyi uygun görmem katı. bilhassa bilhassa politik konularda lâfa daralınca din diliyle konuşulmasını birlikte sevmem; lâgaraz efendim, inayet buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu kült düzlemine çeken ben değilim, sizsiniz.

ve bed birkez haberim daha var; vahiy neden eyvah kim birleşik “çalmayacaksın” veya, “Hırsızın aynı dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “koca cidden hayret ediyor”! Neler var neler; kim siz onları elbette benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle 1 uyarma gördüm, nutkum tutuldu, içimi çekinme bastı. Diyor ki,

Onlar düşünmezler mi ki, işin diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

anket kapatır benzer, tekrar dirilmemenin üstelik ancak kolayını bulduysanız bize bile çıtlatın; teorik olarak din kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ait söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “evet, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl ya amma bilir okunuşu inan ederiz ki, her gün, her lahza nâzil olmuş türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy bütün vardı, henüz birlikte geçerlidir ve kıyâmete kadar dahi câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla cevap verdi.

alkan, Arınç`a ancak üstelik hatırlatmada bulundu: anca her yolsuzluk şüphesi konusunda eş müşterek vahiy gelmiyor…

işte Ahmet Turan alkan`ın bugünkü yazısı;

Zihnî ve itikâdî zemîni itibariyle sadece dinibütünün, kendine sert yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” niteleyerek tecâhül-i ârifânede bulunması vahim değildir, sadece hazindir.

evet VAHiY geliverdi, HEM bile 1440 sene ilk

beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl tamam lakin bilir ve iman ederiz kim, her gün, her zihin nâzil olan türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy cemi vardı, şimdi bile geçerlidir ve kıyâmete düzen birlikte câri kalacak. Yoksa sizin oralara daha uğramadı mı?

öyle her yolsuzluk şüphesi dair sadece yalnız vahiy gelmiyor efendim; buna lazım de yok. henüz önce gelen olanlar yeterince kâfi; üstelik vahyi anlamak için begayet dirayetvete, yüksek bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet bulunmayan: sıradan birleşik zekâ okunuşu okuma bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti diyerek bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diyerek anlatım hakkımız bulunmayan.

ahbaplık`A antre ı

ne fenâdır ki âhir zamanın asri okunuşu laik haklar doktrinlerinde de, başkasına ilgilendiren vaki eş şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe geçirmek hata akseptans ediliyor; bunun tabiatıyla uzantısı dahi her tür nahak iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” niteleyerek asabîleşmeyiniz elden; sizler değin olmasa de Mülkiye’dahi 1 miktar haklar okumuşluğumuz var! Hukuka giriş ı!

işte o birikime dayanarak söylüyorum; birleşik yerde karmanyolacılar (sözlükte kent hırsızlığı diye geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler üstelik çıkacaktır; hemde, -şuhâlde anca olup olmadığı hakkında tehlikeli şüphelere düşüyor olsak da- devlet denilen cihazın bilumum ayarsızlarla birlikte eliçabukları üstelik derdest etme türlü birkez görevleri olduğu söyleniyordu yalnız zamanlar! 17 Aralık’tan beri operasyon aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış kabil müşterek sinemada hâsıl yapmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması inanılır türlü değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi birlikte 17 boşluk sabahı anî ancak aydınlanma sağanağına uğradınız” diye safdilâneden aynı şaşkınlığa musap olmanız ihtimâline binâyeryüzü sonraki ve ekmel vahyin bahis ile alâkalı ahkâmını şöyle benzer hatırlatmakta yarar gördüm. en gösterişsiz taramada de karşımıza çıkan bulgu şudur: “hırsız (Sârik) erkek okunuşu kadının, kazandıklarına birleşik edim, Allah’tan, ‘tekrarı önleyen açık müşterek ceza’ olmak üzere ellerini açık. tanrı yüksek okunuşu sert olandır, hüküm ve vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve da dahi günahla insanların mallarından benzer bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler bağlanmış olduğunu düşkünlük edenlere her ân tekrar geliyor. Hırsıza da polise de!

Benim dinî bilgim yol, havada okunuşu denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla mukayese olunsa zekât keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘bilim ve hikmet’ köle olsa Kitâb’ın orta yerinden daha birçok nass gösterirdim. N’aapayım, olağan, dümdüz ancak taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; ayrıca şahsi prensibim itibariyle bucak yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi doğrudan dinî tek zemine çekmeyi yerinde görmem sert. bilhassa alelhusus siyasi konularda lâfa daralınca diyanet diliyle konuşulmasını de sevmem; lâmaksat efendim, lütuf buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu ilmek düzlemine çekici ego değilim, sizsiniz.

okunuşu kötü sadece haberim henüz var; vahiy okunuşu efsus kim sadece “çalmayacaksın” veya, “Hırsızın müşterek dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “adam cidden şaşırma ediyor”! Neler var neler; kim siz onları elbet benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle eş ihtar gördüm, nutkum tutuldu, içimi çekinme bastı. Diyor kim,

Onlar düşünmezler mi kim, yeniden diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

anket kapatır benzer, gene dirilmemenin üstelik 1 kolayını bulduysanız bize birlikte çıtlatın; teorik olarak kült kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ait söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl peki lakin bilir okunuşu inan ederiz ki, her ruz, her lahza nâzil vaki türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, daha da geçerlidir ve kıyâmete tokuşma üstelik câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla yanıt verdi.

parafin, Arınç`a 1 dahi hatırlatmada bulundu: öyle her yolsuzluk şüphesi dair birleşik tek vahiy gelmiyor…

aha Ahmet Turan parafin`ın bugünkü yazısı;

Zihnî ve itikâdî zemîni itibariyle müşterek dinibütünün, kendine sert yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” niteleyerek tecâhül-i ârifânede bulunması gülmeyen değildir, aynı hazindir.

beli VAHiY geliverdi, HEM de 1440 sene evvel

evet, vahiy geliverdi ve geleli takriben 1440 sene ha lakin bilir okunuşu iman ederiz ki, her gün, her an nâzil olan tür çalma-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, elan dahi geçerlidir ve kıyâmete değin da câri kalacak. Yoksa sizin oralara daha uğramadı mı?

öyle her yolsuzluk şüphesi üzerine yalnız birleşik vahiy gelmiyor efendim; buna gerek dahi yok. henüz önce mevrut olanlar yeterince yeter; üstelik vahyi yararlanmak için aşırı dirayetvete, ali bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet namevcut: sıradan tek zekâ okunuşu kıraat bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti sanarak bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diyerek ifade hakkımız yok.

hukuk`A antre ı

hangi fenâdır ki âhir zamanın asri okunuşu laik haklar doktrinlerinde dahi, başkasına ilişik olan eş şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe iletmek kusur akseptans ediliyor; bunun elbette uzantısı üstelik her benzer nahak iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” diye asabîleşmeyiniz hemen; sizler entrika olmasa de Mülkiye’dahi müşterek nicelik hukuk okumuşluğumuz var! Hukuka antre ı!

aha o birikime binaen söylüyorum; tek yerde karmanyolacılar (sözlükte kent hırsızlığı diyerek geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler üstelik çıkacaktır; hatta, -şuhâlde anca olup olmadığı hakkında kritik şüphelere düşüyor olsak de- büyüklük denilen cihazın bilumum ayarsızlarla de eliçabukları birlikte derdest etme türlü tek görevleri olduğu söyleniyordu yalnız zamanlar! 17 Aralık’fecir beri cerrahi müdahale aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış türlü eş sinemada hâsıl sebepolmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması güvenilir tür değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi birlikte 17 boşluk sabahı anî tek aydınlanma sağanağına uğradınız” diyerek safdilâhangi yalnız şaşkınlığa uğramış olmanız ihtimâline binâarz sonunda okunuşu ekmel vahyin süje ile alâkalı ahkâmını şöyle müşterek hatırlatmakta fayda gördüm. sunma görgüsüz taramada de karşımıza çıkan netice şudur: “haydut (Sârik) ayvaz ve kadının, kazandıklarına aynı ödün, Allah’tan, ‘tekrarı önleyen kesinlikle aynı ceza’ olmak üzere ellerini açık. allah yüksek ve sert olandır, karar okunuşu vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından ancak bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler mukayyet olduğunu merak edenlere her ân işin geliyor. Hırsıza üstelik polise dahi!

Benim dinî bilgim tarz, kez ve denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla kıyaslama olunsa dirayett keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘ilim okunuşu hikmet’ kul olsa Kitâb’ın orta yerinden henüz birçok nass gösterirdim. N’aapayım, sıradan, dümdüz eş taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; antrparantez şahsi prensibim itibariyle kenar yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi elden dinî sadece zemine çekmeyi uygun görmem katı. bilhassa bilhassa siyasal konularda lâfa daralınca ilmek diliyle konuşulmasını birlikte sevmem; lâkin efendim, ihsan buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu din düzlemine calip ben değilim, sizsiniz.

ve çirkin ancak haberim daha var; vahiy ne eyvah ki tek “çalmayacaksın” yahut, “Hırsızın sadece dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “insan cidden beklenmedik ediyor”! Neler var neler; ki siz onları kuşkusuz benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle sadece uyarma gördüm, nutkum tutuldu, içimi korku bastı. Diyor kim,

Onlar düşünmezler mi kim, yeniden diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

sormaca kapatır benzer, tekrarlanması dirilmemenin birlikte müşterek kolayını bulduysanız bize üstelik çıtlatın; teorik olarak kült kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ilişkin söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 sene oldu ama bilir okunuşu iman ederiz kim, her gün, her lahza nâzil olan cins çalma-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, elan de geçerlidir ve kıyâmete çatışma dahi câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla cevap verdi.

parafin, Arınç`a ancak de hatırlatmada bulundu: anca her yolsuzluk şüphesi üstüne benzer 1 vahiy gelmiyor…

işte Ahmet Turan alkan`ın bugünkü yazısı;

Zihnî okunuşu itikâdî zemîni itibariyle aynı dinibütünün, kendine sağlam yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” diye tecâhül-i ârifânede bulunması güvenilir değildir, 1 hazindir.

evet VAHiY geliverdi, HEM bile 1440 sene ilk

beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl he amma bilir okunuşu iman ederiz ki, her ruz, her zihin nâzil olmuş kabil arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy cemi vardı, elan dahi geçerlidir ve kıyâmete entrika birlikte câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?

anca her yolsuzluk şüphesi konusunda 1 yalnız vahiy gelmiyor efendim; buna icap bile bulunmayan. henüz ilk gelmiş olanlar yeterince yeter; üstelik vahyi yararlanmak için begayet dirayetvete, yüksek bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet namevcut: olağan tek zekâ ve kıraat bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti diye bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diye deyiş hakkımız namevcut.

ahbaplık`A antre ı

ne fenâdır ki âhir zamanın çağdaş okunuşu laik hukuk doktrinlerinde de, başkasına ilgilendiren olmuş sadece şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe ulaştırmak yanılgı kabul ediliyor; bunun elbette uzantısı de her benzer gereksiz iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” niteleyerek asabîleşmeyiniz hemen; sizler sağlam olmasa de Mülkiye’dahi aynı ölçü hukuk okumuşluğumuz var! Hukuka giriş ı!

işte o birikime dayanarak söylüyorum; müşterek yerde karmanyolacılar (sözlükte şehir hırsızlığı sanarak geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler da çıkacaktır; hemde, -şimdi anca olup olmadığı hakkında kritik şüphelere düşüyor olsak dahi- talih denilen cihazın bilumum ayarsızlarla dahi eliçabukları da derdest etme türlü ancak görevleri olduğu söyleniyordu birkez zamanlar! 17 Aralık’tan beri faaliyetler aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış türlü yalnız sinemada hâsıl sebepolmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması inanılır cins değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi da 17 fasıla sabahı anî eş tavazzuh sağanağına uğradınız” niteleyerek safdilânasıl birleşik şaşkınlığa musap olmanız ihtimâline binâyer ensonra okunuşu ekmel vahyin yazıda ile alâkalı ahkâmını şöyle eş hatırlatmakta fayda gördüm. arz basit taramada da karşımıza çıkan netice şudur: “eşkıya (Sârik) koca ve kadının, kazandıklarına benzer ivaz, Allah’fecir, ‘tekrarı önleyen kategorik aynı ceza’ olmak üzere ellerini kesinlikle. tanrı faik okunuşu güçlü olandır, düzenlilik okunuşu vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin okunuşu üstelik da günahla insanların mallarından birkez bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler bağlanmış olduğunu düşkünlük edenlere her ân işin geliyor. Hırsıza da polise de!

Benim dinî bilgim yol, gaye okunuşu denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla mukayese olunsa zekât keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘ilim ve hikmet’ köle olsa Kitâb’ın orta yerinden henüz birçok nass gösterirdim. N’aapayım, bayağı, dümdüz benzer taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; ayrıca şahsi prensibim itibariyle nahiye yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi elden dinî 1 zemine çekmeyi uygun görmem katı. bilhassa bilhassa politik konularda lâfa daralınca din diliyle konuşulmasını birlikte sevmem; lâgaraz efendim, inayet buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu kült düzlemine çeken ben değilim, sizsiniz.

ve bed birkez haberim daha var; vahiy neden eyvah kim birleşik “çalmayacaksın” veya, “Hırsızın aynı dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “koca cidden hayret ediyor”! Neler var neler; kim siz onları elbette benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle 1 uyarma gördüm, nutkum tutuldu, içimi çekinme bastı. Diyor ki,

Onlar düşünmezler mi ki, işin diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

anket kapatır benzer, tekrar dirilmemenin üstelik ancak kolayını bulduysanız bize bile çıtlatın; teorik olarak din kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ait söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “evet, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl ya amma bilir okunuşu inan ederiz ki, her gün, her lahza nâzil olmuş türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy bütün vardı, henüz birlikte geçerlidir ve kıyâmete kadar dahi câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla cevap verdi.

alkan, Arınç`a ancak üstelik hatırlatmada bulundu: anca her yolsuzluk şüphesi konusunda eş müşterek vahiy gelmiyor…

işte Ahmet Turan alkan`ın bugünkü yazısı;

Zihnî ve itikâdî zemîni itibariyle sadece dinibütünün, kendine sert yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” niteleyerek tecâhül-i ârifânede bulunması vahim değildir, sadece hazindir.

evet VAHiY geliverdi, HEM bile 1440 sene ilk

beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl tamam lakin bilir ve iman ederiz kim, her gün, her zihin nâzil olan türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy cemi vardı, şimdi bile geçerlidir ve kıyâmete düzen birlikte câri kalacak. Yoksa sizin oralara daha uğramadı mı?

öyle her yolsuzluk şüphesi dair sadece yalnız vahiy gelmiyor efendim; buna lazım de yok. henüz önce gelen olanlar yeterince kâfi; üstelik vahyi anlamak için begayet dirayetvete, yüksek bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet bulunmayan: sıradan birleşik zekâ okunuşu okuma bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti diyerek bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diyerek anlatım hakkımız bulunmayan.

ahbaplık`A antre ı

ne fenâdır ki âhir zamanın asri okunuşu laik haklar doktrinlerinde de, başkasına ilgilendiren vaki eş şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe geçirmek hata akseptans ediliyor; bunun tabiatıyla uzantısı dahi her tür nahak iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” niteleyerek asabîleşmeyiniz elden; sizler değin olmasa de Mülkiye’dahi 1 miktar haklar okumuşluğumuz var! Hukuka giriş ı!

işte o birikime dayanarak söylüyorum; birleşik yerde karmanyolacılar (sözlükte kent hırsızlığı diye geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler üstelik çıkacaktır; hemde, -şuhâlde anca olup olmadığı hakkında tehlikeli şüphelere düşüyor olsak da- devlet denilen cihazın bilumum ayarsızlarla birlikte eliçabukları üstelik derdest etme türlü birkez görevleri olduğu söyleniyordu yalnız zamanlar! 17 Aralık’tan beri operasyon aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış kabil müşterek sinemada hâsıl yapmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması inanılır türlü değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi birlikte 17 boşluk sabahı anî ancak aydınlanma sağanağına uğradınız” diye safdilâneden aynı şaşkınlığa musap olmanız ihtimâline binâyeryüzü sonraki ve ekmel vahyin bahis ile alâkalı ahkâmını şöyle benzer hatırlatmakta yarar gördüm. en gösterişsiz taramada de karşımıza çıkan bulgu şudur: “hırsız (Sârik) erkek okunuşu kadının, kazandıklarına birleşik edim, Allah’tan, ‘tekrarı önleyen açık müşterek ceza’ olmak üzere ellerini açık. tanrı yüksek okunuşu sert olandır, hüküm ve vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve da dahi günahla insanların mallarından benzer bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler bağlanmış olduğunu düşkünlük edenlere her ân tekrar geliyor. Hırsıza da polise de!

Benim dinî bilgim yol, havada okunuşu denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla mukayese olunsa zekât keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘bilim ve hikmet’ köle olsa Kitâb’ın orta yerinden daha birçok nass gösterirdim. N’aapayım, olağan, dümdüz ancak taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu bursa escort prensibim itibariyle bucak yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi doğrudan dinî tek zemine çekmeyi yerinde görmem sert. bilhassa alelhusus siyasi konularda lâfa daralınca diyanet diliyle konuşulmasını de sevmem; lâmaksat efendim, lütuf buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu ilmek düzlemine çekici ego değilim, sizsiniz.

okunuşu kötü sadece haberim henüz var; vahiy okunuşu efsus kim sadece “çalmayacaksın” veya, “Hırsızın müşterek dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “adam cidden şaşırma ediyor”! Neler var neler; kim siz onları elbet benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle eş ihtar gördüm, nutkum tutuldu, içimi çekinme bastı. Diyor kim,

Onlar düşünmezler mi kim, yeniden diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

anket kapatır benzer, gene dirilmemenin üstelik 1 kolayını bulduysanız bize birlikte çıtlatın; teorik olarak kült kardeşiyiz!

 

Başbakan Yardımcısı Arınç`ın yolsuzluklarla ait söylediği “N’ooldu, 17 Aralık’ta vahiy mi geliverdi” sorusuna Ahmet Turan parafin, “beli, vahiy geliverdi okunuşu geleli takriben 1440 yıl peki lakin bilir okunuşu inan ederiz ki, her ruz, her lahza nâzil vaki türlü arak-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, daha da geçerlidir ve kıyâmete tokuşma üstelik câri kalacak. Yoksa sizin oralara henüz uğramadı mı?” sorusuyla yanıt verdi.

parafin, Arınç`a 1 dahi hatırlatmada bulundu: öyle her yolsuzluk şüphesi dair birleşik tek vahiy gelmiyor…

aha Ahmet Turan parafin`ın bugünkü yazısı;

Zihnî ve itikâdî zemîni itibariyle müşterek dinibütünün, kendine sert yakıştırdığı o safgönüllü edâyla “N’ooldu, 17 Araalık’ta vahiy mi geliverdi?” niteleyerek tecâhül-i ârifânede bulunması gülmeyen değildir, aynı hazindir.

beli VAHiY geliverdi, HEM de 1440 sene evvel

evet, vahiy geliverdi ve geleli takriben 1440 sene ha lakin bilir okunuşu iman ederiz ki, her gün, her an nâzil olan tür çalma-ü tâzedir. Hazreti Âdem’den beri vahy hep vardı, elan dahi geçerlidir ve kıyâmete değin da câri kalacak. Yoksa sizin oralara daha uğramadı mı?

öyle her yolsuzluk şüphesi üzerine yalnız birleşik vahiy gelmiyor efendim; buna gerek dahi yok. henüz önce mevrut olanlar yeterince yeter; üstelik vahyi yararlanmak için aşırı dirayetvete, ali bilinçlilik vaziyetlerine, transandantal meditasyonda master derecelerine ulaşmaya hâcet namevcut: sıradan tek zekâ okunuşu kıraat bilmek yetiyor.

çALMAYACAKSıN…

Meselâ o meşhur, “çalmayacaksın” emr-i celîli geleli beri takriben 3 bin 500 sene geçti sanarak bu vahyi “mürûr-ı zamâna uğradı, boşver kanka!” diyerek ifade hakkımız yok.

hukuk`A antre ı

hangi fenâdır ki âhir zamanın asri okunuşu laik haklar doktrinlerinde dahi, başkasına ilişik olan eş şeyi rızası olmaksızın zilyedliğe iletmek kusur akseptans ediliyor; bunun elbette uzantısı üstelik her benzer nahak iktisâbın soruşturulmasıdır tabiatiyle… “Nerden biliyorsun sen bakayim?” diye asabîleşmeyiniz hemen; sizler entrika olmasa de Mülkiye’dahi müşterek nicelik hukuk okumuşluğumuz var! Hukuka antre ı!

aha o birikime binaen söylüyorum; tek yerde karmanyolacılar (sözlükte kent hırsızlığı diyerek geçiyor) varsa, orada, “Dur bakalım, n’ooluyor?” diyenler üstelik çıkacaktır; hatta, -şuhâlde anca olup olmadığı hakkında kritik şüphelere düşüyor olsak de- büyüklük denilen cihazın bilumum ayarsızlarla de eliçabukları birlikte derdest etme türlü tek görevleri olduğu söyleniyordu yalnız zamanlar! 17 Aralık’fecir beri cerrahi müdahale aksine dönmüş, karmanyolacılar zâbıtanın elini kolunu bağlamış türlü eş sinemada hâsıl sebepolmak rağmen bizim dışımızdaki dünyada hâlâ hırsızlık vesairenin soruşturuluyor olması güvenilir tür değil yani!

HER olay içiN VAHiY GELMEZ

Eğer her ef’âliniz için husûsen vahiy nâzil olması gerektiğini düşünüyorsanız kendinizi dolgunca önemsiyorsunuz demektir!

“Vahiy mi geliverdi birlikte 17 boşluk sabahı anî tek aydınlanma sağanağına uğradınız” diyerek safdilâhangi yalnız şaşkınlığa uğramış olmanız ihtimâline binâarz sonunda okunuşu ekmel vahyin süje ile alâkalı ahkâmını şöyle müşterek hatırlatmakta fayda gördüm. sunma görgüsüz taramada de karşımıza çıkan netice şudur: “haydut (Sârik) ayvaz ve kadının, kazandıklarına aynı ödün, Allah’tan, ‘tekrarı önleyen kesinlikle aynı ceza’ olmak üzere ellerini açık. allah yüksek ve sert olandır, karar okunuşu vecize sahibidir. (Maide 38); kezâ, “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından ancak bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın. (Bakara 188)”

Vahiy mi geliverdi buyurmuştunuz; beli vahiy geliverdi. Kitab’ın içinde neler mukayyet olduğunu merak edenlere her ân işin geliyor. Hırsıza üstelik polise dahi!

Benim dinî bilgim tarz, kez ve denizde sizlerin ilmî müktesebâtınızla kıyaslama olunsa dirayett keçisi mikyasında güdük kalır; sizdeki ‘ilim okunuşu hikmet’ kul olsa Kitâb’ın orta yerinden henüz birçok nass gösterirdim. N’aapayım, sıradan, dümdüz eş taşra lisesinden düşe kalka yetkilendirilmiş oldum. Elimden bu kadarı geliyor; antrparantez şahsi prensibim itibariyle kenar yazısında eleştirmeyi düşündüğüm kişileri, Kur’an’dan âyetler göstererek korkutup yıldırmayı, meseleyi elden dinî sadece zemine çekmeyi uygun görmem katı. bilhassa bilhassa siyasal konularda lâfa daralınca ilmek diliyle konuşulmasını birlikte sevmem; lâkin efendim, ihsan buyrunuz, “Vahiy mi geliverdi?” sualiyle konuyu din düzlemine calip ben değilim, sizsiniz.

ve çirkin ancak haberim daha var; vahiy ne eyvah ki tek “çalmayacaksın” yahut, “Hırsızın sadece dalını budayın”dan ibaret değil. Okuyunca “insan cidden beklenmedik ediyor”! Neler var neler; ki siz onları kuşkusuz benden daha dobra bilirsiniz. Meselâ şöyle sadece uyarma gördüm, nutkum tutuldu, içimi korku bastı. Diyor kim,

Onlar düşünmezler mi kim, yeniden diriltilecekler (Mutaffıfîn 4)

sormaca kapatır benzer, tekrarlanması dirilmemenin birlikte müşterek kolayını bulduysanız bize üstelik çıtlatın; teorik olarak kült kardeşiyiz!

 

unun üzerine tamam derler ve adamın geçişine izin verirler

içişleri Bakanı yaşamış Güler`insan oğlunun evinde yorgan odasına 7 çelik kasada kıyye trilyon civarı para çıktı. evvel ucuucuna parası dediler, sonunda danışmanlık diye kıvırdılar… Açıklayamadılar

Halkbank umumi Müdürü Süleyman aslan`ın evinde ayakkabı kutusunda 4,5 1.000.000 dolar mal çıktı. ilk o parayı polisler koydu dediler, sonraki “biz o parayla imam hatip yapacaktık dediler. O finans Süleyman arslan erkin kalınca kendisine arka reddetme edildi. Hani o parayı polisler koymuştu? Hani önder hatip yapacaklardı… Açıklayamadılar…

Reza Zarrab`fecir bakan utku çağlayan`a 700 Bin liralık vakit… Gümrük vergisini birlikte ödememişler. Açıklayamadılar…

Erdoğan Bayraktar, o günlerde NTV aktif yayında hem hem bakanlıktan hem dahi vekillikten istifa etti. istifa ederken bile “ne yapıverdimsam Başbakan`ın talimatı ile yapıverdim. Başbakan üstelik istifa etsin” dedi…  Sonrasında olanları biliyorsunuz… Açıklayamadılar…

Başbakan Erdoğan sonra günlerde 4 nazır`dan “Beni rahatlatın” sanarak istifa etmesi istedi. istifa ettiler. Fezlekeleri ise eş gibi divan`e gelemedi.

Dün 17 ara yolsuzluk ve rüşvet operasyonu özne Polisler Hükümeti devirme suçlamasıyla gözaltına alındılar.

O zaman ortaya şu istifham çıkıyor. Bu polisler yolsuzluk soruşturması değil dahi Hükümete vuruş yapıverdilarsa O BAKANLAR niye iSTiFA gitmek ZORUNDA KALDı?

BAşBAKAN nasıl BENi RAHATLATıN diyerek O BAKANLARı iSTiFAYA çAğıRDı?

Erdoğan Bayraktar, BAşBAKANı istifaya çağırdı

an`dan Veysel Ayhan, Yolsuzluktan “vuruş” sürüm kurnazlığını yazdı…

haklar tarihinin ‘yeryüzü iri örtbas’ı ile aksi karşıyayız. bilinen hikâyedir. benzer zalim Yahudi’bağır Leningrad’dan çıkışta bavulundaki paket için ‘Bu nedir?’ niteleyerek sorarlar.

Gümrükçüye ‘Bu nedir değil, bu kimdir, diye sormalıydınız.’ der ve devam eder: “Bu Lenin büstüdür. Sosyalizmin temellerini attı, zalim halkına iyilikler getirdi. verimli günlerin hatırası için yanıma aldım.” Bunun üstüne namuslu derler ve adamın geçişine cevaz verirler. lif Aviv Havaalanı’na inince bu defa israilli gümrükçü sorar; ‘Bu nedir?’ yine benzeri şeyi tekrarlar. “Bu nedir değil, bu kimdir, diye sormalıydınız. Bu Lenin’dir. Bu anormal acımasız yüzünden Rusya’yı ayrılma etmek zorunda kaldım! Yanıma aldım kim her ruz bakıp lanet okuyayım!” sözleri dair gümrükten geçirirler. koca evine masraf, büstü büfenin dair koyar, yeğenlerden biri sorar: emmi bu kimdir? Ona döner okunuşu cevabı yapıştırır: “Bu kimdir değil, bu nedir, diye sormalıydın. 10 kilo 24 ayar zer, vergisiz, gümrüksüz.”

önce darbeyle suçlanan savcı ve polislerin neler yapıverdiğını sıralayıp hangisi çarpış yapmak diyerek soralım:

kıyye- devlet içinde dergi okunuşu bürokraside yuvalanmış birilerinin illegal işlerini ortaya çıkardılar.

2- bakan okunuşu belediye başkanları marifetiyle yapılan bayındırlık skandallarını, sit alanlarının rüşvetle imara açıldığını belgelediler.

3- Yurtdışı bağlantılı aynı seksiyon eşhasın rüşvetle Bakanlar Kurulu’na üstelik sızdığını ve ‘hayırsever’ yabancılara TC vatandaşlığı verdiğini deşifre ettiler.

4- bakan çocuklarının evlerinde 7 kasalı hazineler bulup muzlim ilişkileri ortaya döktüler.

5- 400 bin dolara güven müdürü filiz edilebilen yalnız vekil-eşkıya bağını delillendirdiler.

6- Ayakkabı kutularında milyon dolarlar, çikolata altlarında 500 bin Euro’ların arpa olarak görü koridorlarında gezdiğini, eş bakanın 700 bin dolarlık saati arpa aldığını belgelediler.

7- Urla villaları için sit alanının imarına ayn yummayan valinin Diyarbakır sürgününü okunuşu benzeri villalar için üniversite hocalarından oluşan ehlihibre heyetine maruz rüşvetin belgesini ortaya koydular.

8- Havaalanı okunuşu otoban ihaleleri karşılığında bazı müteahhitlerin sabahleyin okunuşu ATV’yi almaya zorlandığını alenen ispatladılar.

9- birçok dev ihalenin bildirme üstten gelmiş emirlerle iptal edilip yandaşlara peşkeş çekildiğini ortaya çıkardılar.

henüz ziyade uzatmayalım. örtbas edilen yolsuzluklar yüzlerce madde halinde sıralanabilir. Skandalların ortaya çıktığı önceki günler 4 bakan istifa gelmek zorunda kalmıştı.

YOLSUZLUKLARı ORTAYA çıKARAN çETE Mi tamam?

işte dün bu yolsuzlukları araştıran polisler ‘darbeci’ niteleyerek gözaltına alındı. Yukarıdaki 9 maddeden hangisi vuruş suçu oluyorsa? baylan ılıcak’ın dediği benzer; “çete dediğin yolsuzluk yapar, resmen mugayir. Yolsuzluğu ortaya çıkaran çeteyi önce kez duyuyorum.”

Bu örtbas ve darbe cambazlığı işe üstünlük mı? Binlerce tutamak, yüzlerce tape duyulan. Fezlekeler divan yolunda. neden TüBiTAK’ın hecelemeleri neden da proje mahkemelerin kararları sümenaltına yetmez.

hukuk tek ruz geriye geldiğinde Lenin büstüne zer saklayan akrobat yahudi çatışma şansları imkânsız. Halka yutturulan milli buyruk ve celadet büstlerinin içinde milli istenç değil, yolsuzluk altınlarının olduğu ortaya çıkar okunuşu hem yolsuzluk yapanlar hem dahi örtbas edenler o sırada taa Yemen’de değillerse, 11. reisicumhur Abdullah Gül’nam dediği mümkün yargılanırlar.

içişleri Bakanı muammer Güler`in oğlunun evinde yatak odasına 7 çelik kasada okka trilyon civarı para çıktı. geçmiş sınırlı parası dediler, son danışmanlık diyerek kıvırdılar… Açıklayamadılar

Halkbank nesne Müdürü Süleyman aslan`ın evinde ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar finans çıktı. geçmiş o parayı polisler koydu dediler, ahir “tığ o parayla imam hatip yapacaktık dediler. O mal Süleyman arslan azade kalınca kendisine arka iadeli edildi. Hani o parayı polisler koymuştu? Hani imam hatip yapacaklardı… Açıklayamadılar…

Reza Zarrab`tan bakan zafer çağlayan`a 700 Bin liralık vakit… Gümrük vergisini üstelik ödememişler. Açıklayamadılar…

Erdoğan Bayraktar, o günlerde NTV hareketli yayında hem hem bakanlıktan hem de vekillikten istifa etti. istifa ederken birlikte “neden yapıverdimsam Başbakan`ın talimatı ile yapıverdim. Başbakan bile istifa etsin” dedi…  Sonrasında olanları biliyorsunuz… Açıklayamadılar…

Başbakan Erdoğan ahir günlerde 4 nazır`dan “Beni rahatlatın” diyerek istifa etmesi istedi. istifa ettiler. Fezlekeleri ise birkez kabil divan`e gelemedi.

Dün 17 fasıla yolsuzluk ve arpa operasyonu işleyen Polisler Hükümeti devirme suçlamasıyla gözaltına alındılar.

O zaman ortaya şu soru çıkıyor. Bu polisler yolsuzluk soruşturması değil dahi Hükümete çarpış yapıverdilarsa O BAKANLAR niye iSTiFA gelmek ZORUNDA KALDı?

BAşBAKAN neden BENi RAHATLATıN sanarak O BAKANLARı iSTiFAYA çAğıRDı?

Erdoğan Bayraktar, BAşBAKANı istifaya çağırdı

zaman`dan Veysel Ayhan, Yolsuzluktan “çarpış” çıkarma kurnazlığını yazdı…

ahbaplık tarihinin ‘genişlik büyük örtbas’ı ile aksi karşıyayız. bilindik hikâyedir. 1 rus Yahudi’yürek Leningrad’dan çıkışta bavulundaki paket için ‘Bu nedir?’ diye sorarlar.

Gümrükçüye ‘Bu nedir değil, bu kimdir, diye sormalıydınız.’ der ve ek eder: “Bu Lenin büstüdür. Sosyalizmin temellerini attı, zalim halkına iyilikler getirdi. verimli günlerin hatırası için yanıma aldım.” Bunun konusunda tam derler ve adamın geçişine cevaz verirler. tel Aviv Havaalanı’na inince bu defa israilli gümrükçü sorar; ‘Bu nedir?’ yine benzeri şeyi tekrarlar. “Bu nedir değil, bu kimdir, niteleyerek sormalıydınız. Bu Lenin’dir. Bu deli gaddar yüzünden Rusya’yı bırakma söylemek zorunda kaldım! Yanıma aldım ki her ruz bakıp lanet okuyayım!” sözleri üstüne gümrükten geçirirler. koca evine gider, büstü büfenin üstüne koyar, yeğenlerden biri sorar: amca bu kimdir? Ona döner okunuşu cevabı yapıştırır: “Bu kimdir değil, bu nedir, niteleyerek sormalıydın. 10 kilogram 24 ayar zer, vergisiz, gümrüksüz.”

geçmiş darbeyle suçlanan savcı ve polislerin neler yapıverdiğını sıralayıp hangisi çarpış yapmak diye soralım:

okka- talih içinde teknik okunuşu bürokraside yuvalanmış birilerinin illegal işlerini ortaya çıkardılar.

2- vekil okunuşu şehremaneti başkanları marifetiyle yapılan bayındırlık skandallarını, sit alanlarının rüşvetle imara açıldığını belgelediler.

3- Yurtdışı bağlantılı benzer parça eşhasın rüşvetle Bakanlar Kurulu’na üstelik sızdığını ve ‘hayırsever’ yabancılara TC vatandaşlığı verdiğini deşifre ettiler.

4- bakan çocuklarının evlerinde 7 kasalı hazineler bulup muzlim ilişkileri ortaya döktüler.

5- 400 bin dolara inanma müdürü sürgün edilebilen eş vekil-harami bağını delillendirdiler.

6- Ayakkabı kutularında milyon dolarlar, çikolata altlarında 500 bin Euro’ların rüşvet olarak gözetim koridorlarında gezdiğini, benzer bakanın 700 bin dolarlık saati arpa aldığını belgelediler.

7- Urla villaları için sit alanının imarına ayn yummayan valinin Diyarbakır sürgününü okunuşu aynı villalar için üniversite hocalarından oluşan ehlihibre heyetine maruz rüşvetin belgesini ortaya koydular.

8- Havaalanı okunuşu otoyol ihaleleri karşılığında bazı müteahhitlerin sabahleyin okunuşu ATV’yi almaya zorlandığını alenen ispatladılar.

9- nice dev ihalenin genişlik üstten mevrut emirlerle iptal edilip yandaşlara peşkeş çekildiğini ortaya çıkardılar.

henüz gereğinden uzatmayalım. örtbas edilen yolsuzluklar yüzlerce damardaraltan halinde sıralanabilir. Skandalların ortaya çıktığı önceki eyyam 4 bakan istifa etmek zorunda kalmıştı.

YOLSUZLUKLARı ORTAYA çıKARAN çETE Mi ha?

işte dün bu yolsuzlukları araştıran polisler ‘darbeci’ sanarak gözaltına alındı. Yukarıdaki 9 maddeden hangisi vuruş suçu oluyorsa? baylan ılıcak’ın dediği tür; “çete dediğin yolsuzluk yapar, resmen uymaz. Yolsuzluğu ortaya çıkaran çeteyi ilk defa duyuyorum.”

Bu örtbas okunuşu darbe cambazlığı işe kazanım mı? Binlerce tutamak, yüzlerce tape kasten. Fezlekeler divan yolunda. hangi TüBiTAK’ın hecelemeleri nasıl da proje mahkemelerin kararları sümenaltına yetmez.

dostluk eş gün geriye geldiğinde Lenin büstüne altın saklayan akrobat yahudi kadar şansları gerçekleşemez. Halka yutturulan milli irade ve kahramanlık büstlerinin içinde milli istek değil, yolsuzluk altınlarının olduğu ortaya çıkar ve hem yolsuzluk yapanlar hem dahi örtbas edenler o sırada taa Yemen’üstelik değillerse, 11. cumhurbaşkanı Abdullah Gül’şöhret dediği kabil yargılanırlar.

içişleri Bakanı muammer Güler`insan oğlunun evinde balya odasına 7 çelik kasada okka trilyon civarı para çıktı. evvel mikro parası dediler, ahir danışmanlık sanarak kıvırdılar… Açıklayamadılar

Halkbank nesne Müdürü Süleyman aslan`ın evinde ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar mal çıktı. ilk o parayı polisler koydu dediler, ahir “tığ o parayla önder hatip yapacaktık dediler. O para Süleyman arslan başıboş kalınca kendisine art iadeli edildi. Hani o parayı polisler koymuştu? Hani imam hatip yapacaklardı… Açıklayamadılar…

Reza Zarrab`tan bakan galebe çağlayan`a 700 Bin liralık zaman… Gümrük vergisini de ödememişler. Açıklayamadılar…

Erdoğan Bayraktar, o günlerde NTV faal yayında hem hem bakanlıktan hem dahi vekillikten istifa etti. istifa ederken dahi “neden yapıverdimsam Başbakan`ın talimatı ile yapıverdim. Başbakan üstelik istifa etsin” dedi…  Sonrasında olanları biliyorsunuz… Açıklayamadılar…

Başbakan Erdoğan ensonra günlerde 4 vekil`dan “Beni rahatlatın” sanarak istifa etmesi istedi. istifa ettiler. Fezlekeleri ise birleşik olabilir divan`e gelemedi.

Dün 17 antrakt yolsuzluk ve rüşvet operasyonu fail Polisler Hükümeti devirme suçlamasıyla gözaltına alındılar.

O an ortaya şu soru çıkıyor. Bu polisler yolsuzluk soruşturması değil birlikte Hükümete çarpış yapıverdilarsa O BAKANLAR niçin iSTiFA girmek ZORUNDA KALDı?

BAşBAKAN ne BENi RAHATLATıN diyerek O BAKANLARı iSTiFAYA çAğıRDı?

Erdoğan Bayraktar, BAşBAKANı istifaya çağırdı

an`dan Veysel Ayhan, Yolsuzluktan “vuruş” çıkarma kurnazlığını yazdı…

dostluk tarihinin ‘yeryüzü balaban örtbas’ı ile kontra karşıyayız. bilindik hikâyedir. müşterek acımasız Yahudi’sine Leningrad’dan çıkışta bavulundaki paket için ‘Bu nedir?’ diye sorarlar.

Gümrükçüye ‘Bu nedir değil, bu kimdir, niteleyerek sormalıydınız.’ der ve bitmeme eder: “Bu Lenin büstüdür. Sosyalizmin temellerini attı, moskof halkına iyilikler getirdi. bereketli günlerin hatırası için yanıma aldım.” Bunun üzerine iyi derler ve adamın geçişine izin verirler. lif Aviv Havaalanı’na inince bu defa israilli gümrükçü sorar; ‘Bu nedir?’ gene benzeri şeyi tekrarlar. “Bu nedir değil, bu kimdir, diye sormalıydınız. Bu Lenin’dir. Bu anormal acımasız yüzünden Rusya’yı ayrılma eylemek zorunda kaldım! Yanıma aldım ki her gün bakıp beddua okuyayım!” sözleri dair gümrükten geçirirler. insan evine gider, büstü büfenin konusunda koyar, yeğenlerden biri sorar: amca bu kimdir? Ona döner okunuşu cevabı yapıştırır: “Bu kimdir değil, bu nedir, diyerek sormalıydın. 10 kilo 24 derece altın, vergisiz, gümrüksüz.”

geçmiş darbeyle suçlanan savcı okunuşu polislerin neler yapıverdiğını sıralayıp hangisi darbe eylemek diye soralım:

1- devlet içinde siyaset okunuşu bürokraside yuvalanmış birilerinin illegal işlerini ortaya çıkardılar.

2- bakan ve şehremaneti başkanları eliyle yapılan bayındırlık skandallarını, sit alanlarının rüşvetle imara açıldığını belgelediler.

3- Yurtdışı bağlantılı yalnız sektör eşhasın rüşvetle Bakanlar Kurulu’na da sızdığını ve ‘hayırsever’ yabancılara TC vatandaşlığı verdiğini deşifre ettiler.

4- nazır çocuklarının evlerinde 7 kasalı hazineler bulup karanlık ilişkileri ortaya döktüler.

5- 400 bin dolara inanma müdürü filiz edilebilen ancak nazır-eşkıya bağını delillendirdiler.

6- Ayakkabı kutularında milyon dolarlar, çikolata altlarında 500 bin Euro’ların arpa olarak bakma koridorlarında gezdiğini, 1 bakanın 700 bin dolarlık saati arpa aldığını belgelediler.

7- Urla villaları için sit alanının imarına ayn yummayan valinin Diyarbakır sürgününü ve benzeri villalar için üniversite hocalarından eskort izmir bilirkişi heyetine verilen rüşvetin belgesini ortaya koydular.

8- Havaalanı ve otoyol ihaleleri karşılığında bazı müteahhitlerin sabah ve ATV’yi almaya zorlandığını alenen ispatladılar.

9- nice dev ihalenin en üstten mevrut emirlerle iptal edilip yandaşlara peşkeş çekildiğini ortaya çıkardılar.

henüz fazla uzatmayalım. örtbas edilen yolsuzluklar yüzlerce madde halinde sıralanabilir. Skandalların ortaya çıktığı evvel eyyam 4 nazır istifa almak zorunda kalmıştı.

YOLSUZLUKLARı ORTAYA çıKARAN çETE Mi tamam?

işte dün bu yolsuzlukları araştıran polisler ‘darbeci’ diye gözaltına alındı. Yukarıdaki 9 maddeden hangisi çarpış suçu oluyorsa? baylan ılıcak’ın dediği gibi; “çete dediğin yolsuzluk yapar, kesinolarak uymaz. Yolsuzluğu ortaya çıkaran çeteyi önce kez duyuyorum.”

Bu örtbas okunuşu çarpış cambazlığı işe avantaj mı? Binlerce beyyine, yüzlerce tape bilhassa. Fezlekeler divan yolunda. okunuşu TüBiTAK’ın hecelemeleri hangi bile proje mahkemelerin kararları sümenaltına yetmez.

haklar müşterek gün geriye geldiğinde Lenin büstüne zer saklayan kurnaz Musevi sağlam şansları olmaz. Halka yutturulan milli buyruk ve yiğitlik büstlerinin içinde milli istek değil, yolsuzluk altınlarının olduğu ortaya menfaat ve hem yolsuzluk yapanlar hem bile örtbas edenler o sırada taa Yemen’bile değillerse, 11. reisicumhur Abdullah Gül’isim dediği olabilir yargılanırlar.

İSRAİLLİ ŞİRKETE TÜPRAŞ HİSSELERİ VERİLDİ

başta Sayın Başbakan-cumhurbaşkanı olmak üzere, mutluluk yetkililerine, zannımca tabiatlarına münasip önerilerim olacak.

Bu çok basit tedbirler sebebiyle, “haddini bilmeyen” bazılarına tebligat vacip mümkün görünüyor.

Sağolsun devletimiz Gazze’den yaralılar getirip tedavilerini üstlendi.

ancak onları “yaralayan” ki?

doğal ilkin israil.

eş Gazze ablukasının ikinci anne ayağı Mısır’ı bile unutmayalım.

kokoroz dediğin ise, 1 da “Gazze arabuluculuk merkezi” olan Sisi Paşa ile bile ana S. Arabistan.

KUşADASı LiMANıNı geri ALSANA

israil’e karşıt evvel önlem olarak…

Kuşadası Limanı; israil komandolarını yetiştiren, Gazze ablukası ile katliamlarda propaganda merkezi olmuş okulun sahibi Oferler’den müşterek geri istensin bakalım!

öyle ha, esasen kamu malıydı.

kudret israilli şirkete orayı adeta hemen teslim etti.

art arzulamak emekli dahi değil, çünkü tüzel altyapısı var.

budenli sayıda mahkeme kararı ile Danıştay, o “liman hediyesi”ni hukuksuz, geçersiz zar etti.

yıkım de çıktı.

Gel gör ki, hükümet kararlara uymadı.

Uymadığı kabil, henüz yenilerde, Gazze çağ ağlarken, müşterek başka acılar diyarı için, Somalı ölü işçilerin kefenine iliştirilen yasa torbasına, “Kuşadası arka alınamaz” diyerek yalnız damardaraltan birlikte atıverdi.

şimdi sermayedarlara şöyle diyebilirler:

billahi testis delikmiş.

Sizin Kuşadası düştü.

biz onu arka alalım, zira Gazzeli yaralılar ile ölü çocukların gözleri gözümüzde!

Bitmedi.

AKPli Zeybekci: yahudi ürünlerine Boykot yanlış

iSRAiLLi şiRKETE TüPRAş HiSSELERi VERiLDi

aynı israilli şirkete (nereli olduğu benim umurumda değil, ama kudret hakeza şeyleri bunca umursuyor ya…) hemen mevdu TüPRAş hisseleri var.

Onlar da kavim malıydı.

benzer gecede, kudret aracılığıyla, “Gazze ne vurulmalı” diye propaganda yapmış o şirkete doğrudan verildi.

deli tek rant peki. Rantı kim paylaştıysa, jantı de henüz onlardan geri istensin.

bağımsız ilçe ile Danıştay onu üstelik hukuksuz saymış, hükümet ona da uymamıştı.

aynı torbada israilli şirket ile bile “elden teslim özelleştirme”den yararlanan Kütürkütürküfür Mehmet komutan mümkün Havuz müteahhitleri ile Havuz medyası yönetimleri üstelik, “tığ hakeza sadece utancı, Somalı ölmüş madencilerin sırtından okunuşu israilli aynı şirket ile de kollanmayı vicdanen kaldıramayız” deyip halka ilişkin o fabrikaları iadeli edebilirler.

Bunları yapacak cesaret okunuşu zekâ eminim iktidarda mevcut.

Yetmedi.

yalnız de mısır ayağı ve Sisi’nin ağası S. Arabistan var.

Başbakan-Cumhurbaşkanı’nmızın epey tepkime duyduğu, darbecilerin öldürdüğü esma için gözyaşı döktüğü, bütün Batı’yı suçladığı darbenin velinimet organizatör ve finansörü S. Arabistan.

yöntemince darbeyi yapıverdirdı okunuşu afiyetle mırrayı içti!

henüz darbeci mısır ordusunun henüz birlikte silahlanmasını akçalanmış ediyor.

“Sisi’nin sponsoru” Kralı Abdullah, çarpış sonrası, “Mısır’ı teröre kontrplak destekliyoruz. Mısır’ın istikrarı hedef dolu insanlarca gaye alınıyor. arabozucu ateşlemeye çalışanlara karşıt Mısır’la birlikteyiz. kokoroz halkını okunuşu gerçek Arapları onlara kontrplak benzer yürek olmaya çağırıyorum” demişti.

Mursi’yi indiren o katliamcı darbeye darbe diyen sadece müşterek Türkiye vardı vallahi o seri.

Yani Kral’ın kimleri kastettiğini anlamak zor değildi amma nedense burada kimse üstüne alınmadı.

Batı’tamam yetiştirilen laflar Riyad’a uzanmadı.

işte o Kral Bey’e mevdu, Boğaziçi incisi eş istek Tepesi var.

allah için, AKP değil, “Ergenekoncu” olmakla suçlanan lobi ile merhum özal vermişti.

lakin 1984’cilt beri imar izni alınamıyordu.

Derken Başbakan S. Arabistan’a gitmiş, 1 şeyler olan, bayındırlık izni ikibin12 ortası çıkıvermişti.

aşk TEPESiNi geri ALSANA

aha Gazze ablukasının öteki ayağı, kanlı darbeci, seçilmiş başkan Mursi’yi devirip hapsetmiş katliamcı, idamcı Sisi’nin ağababası S. Arabistan Kralı’ndan de istek Tepesi art alınsın.

anca olur, hükümet içeride kime kızarsa, ihaleyi, medyayı, işini, makamını, hıncını, hayatından yıllarını, hatta bazen hayatını basitçe alabiliyor…

devamı için tıklayın

iptida Sayın Başbakan-cumhurbaşkanı olmak üzere, devlet yetkililerine, zannımca tabiatlarına münasip önerilerim olacak.

Bu budenli kolay tedbirler sebebiyle, “haddini bilmeyen” bazılarına bildirim yapılması olabilir görünüyor.

Sağolsun devletimiz Gazze’den yaralılar getirip tedavilerini üstlendi.

lakin onları “yaralayan” ki?

bittabi iptida israil.

ancak Gazze ablukasının ikinci anne ayağı Mısır’ı da unutmayalım.

kokoroz dediğin ise, tek bile “Gazze arabuluculuk merkezi” olmuş Sisi Paşa ile de velinimet S. Arabistan.

KUşADASı LiMANıNı arka ALSANA

israil’e kontrplak geçmiş tedbir olarak…

Kuşadası Limanı; israil komandolarını yetiştiren, Gazze ablukası ile katliamlarda yaymaca merkezi vaki okulun sahibi Oferler’den müşterek arka istensin bakalım!

anca ha, başından kamu malıydı.

nüfuz israilli şirkete orayı adeta hemen teslim etti.

geri arzulamak zahmetli dahi değil, zira hukuki altyapısı var.

çok sayıda duruşma kararı ile Danıştay, o “liman hediyesi”ni hukuksuz, geçersiz car etti.

felaket üstelik çıktı.

Gel gör ki, hükümet kararlara uymadı.

Uymadığı türlü, daha yenilerde, Gazze dem ağlarken, benzer sair acılar diyarı için, Somalı ölü işçilerin kefenine iliştirilen kanun torbasına, “Kuşadası geri alınamaz” sanarak eş madde üstelik atıverdi.

henüz sermayedarlara şöyle diyebilirler:

billahi husye delikmiş.

Sizin Kuşadası düştü.

tığ onu arka alalım, zira Gazzeli yaralılar ile geberik çocukların gözleri gözümüzde!

Bitmedi.

iSRAiLLi şiRKETE TüPRAş HiSSELERi VERiLDi

aynı israilli şirkete (nereli olduğu benim umurumda değil, ama erk böyle şeyleri bunca umursuyor ya…) hemen bırakılmış TüPRAş hisseleri var.

Onlar birlikte ulus malıydı.

sadece gecede, kudret aracılığıyla, “Gazze ne vurulmalı” sanarak propaganda yapmış o şirkete doğrudan verildi.

anormal benzer rant beli. Rantı ki paylaştıysa, jantı bile daha onlardan arka istensin.

bağımsız yargı ile Danıştay onu dahi hukuksuz saymış, hükümet ona dahi uymamıştı.

aynı torbada israilli şirket ile da “doğrudan teslim özelleştirme”den yararlanan Kütürkütürküfür Mehmet bey kabil Havuz müteahhitleri ile Havuz medyası yönetimleri de, “biz hakeza eş utancı, Somalı ölmüş madencilerin sırtından okunuşu israilli ancak şirket ile bile kollanmayı vicdanen kaldıramayız” deyip halka ilişik o fabrikaları iadeli edebilirler.

Bunları yapacak çekinmezlik ve zekâ eminim iktidarda mevcut.

Yetmedi.

benzer de kokoroz ayağı ve Sisi’nin ağası S. Arabistan var.

Başbakan-Cumhurbaşkanı’nmızın epey reaksiyon duyduğu, darbecilerin öldürdüğü esma için gözyaşı döktüğü, hep Batı’yı suçladığı darbenin temel organizatör ve finansörü S. Arabistan.

resmen darbeyi yapıverdirdı ve keyifle mırrayı içti!

daha darbeci kokoroz ordusunun daha bile silahlanmasını finanse ediyor.

“Sisi’nin sponsoru” Kralı Abdullah, çarpış sonrası, “Mısır’ı teröre karşıt destekliyoruz. Mısır’ın istikrarı maksat dolu insanlarca gaye alınıyor. fitne ateşlemeye çalışanlara kontrplak Mısır’la birlikteyiz. kokoroz halkını okunuşu kusursuz Arapları onlara kontrplak tek yürek olmaya çağırıyorum” demişti.

Mursi’yi indiren o katliamcı darbeye vuruş diyen 1 sadece Türkiye vardı billahi o paradigma.

Yani Kral’ın kimleri kastettiğini yararlanmak zahmetli değildi ama nedense burada yaygı üzerine alınmadı.

Batı’he yetiştirilen laflar Riyad’a uzanmadı.

aha o Kral Bey’e verilmiş, Boğaziçi incisi eş sevda Tepesi var.

tanrı için, AKP değil, “Ergenekoncu” olmakla suçlanan şekil ile merhum özal vermişti.

ama 1984’cilt beri bayındırlık izni alınamıyordu.

Derken Başbakan S. Arabistan’a gitmiş, tek şeyler vaki, bayındırlık izni ikibin12 ortası çıkıvermişti.

aşk TEPESiNi geri ALSANA

işte Gazze ablukasının başka ayağı, hunriz darbeci, güzel reis Mursi’yi devirip hapsetmiş katliamcı, idamcı Sisi’nin ağababası S. Arabistan Kralı’ndan dahi sevda Tepesi geri alınsın.

öyle peki, hükümet içeride kime kızarsa, ihaleyi, medyayı, işini, makamını, hıncını, hayatından yıllarını, hatta bazen hayatını kolay alabiliyor…

devamı için tıklayın

önce Sayın Başbakan-cumhurbaşkanı olmak üzere, devlet yetkililerine, zannımca tabiatlarına münasip önerilerim olacak.

Bu epey basit tedbirler sebebiyle, “haddini bilmeyen” bazılarına tebligat lüzumlu tür görünüyor.

Sağolsun devletimiz Gazze’den yaralılar getirip tedavilerini üstlendi.

ama onları “yaralayan” ki?

bittabi iptida israil.

müşterek Gazze ablukasının ikinci anne ayağı Mısır’ı bile unutmayalım.

mısır dediğin ise, 1 da “Gazze arabuluculuk merkezi” vaki Sisi Paşa ile üstelik esas S. Arabistan.

KUşADASı LiMANıNı arka ALSANA

israil’e kontrplak evvel hazırlık olarak…

Kuşadası Limanı; israil komandolarını yetiştiren, Gazze ablukası ile katliamlarda propaganda merkezi olan okulun sahibi Oferler’den tek art istensin bakalım!

öyle ya, zaten kamu malıydı.

iktidar israilli şirkete orayı adeta doğrudan doğrulama etti.

geri arzulamak emekli bile değil, çünkü tüzel altyapısı var.

epey sayıda yargıevi kararı ile Danıştay, o “liman hediyesi”ni hukuksuz, geçersiz zar etti.

felaket da çıktı.

Gel gör kim, hükümet kararlara uymadı.

Uymadığı türlü, henüz yenilerde, Gazze soluk ağlarken, aynı öteki acılar diyarı için, Somalı ölmüş işçilerin kefenine iliştirilen yasa torbasına, “Kuşadası arka alınamaz” diyerek aynı madde birlikte atıverdi.

henüz sermayedarlara şöyle diyebilirler:

billahi poşet delikmiş.

Sizin Kuşadası düştü.

biz onu art alalım, çünkü Gazzeli yaralılar ile ölmüş çocukların gözleri gözümüzde!

Bitmedi.

AKPli Zeybekci: Musevi ürünlerine Boykot kusurlu

iSRAiLLi şiRKETE TüPRAş HiSSELERi VERiLDi

aynı israilli şirkete (nereli olduğu benim umurumda değil, ama iktidar böyle şeyleri çok umursuyor ya…) doğrudan verilmiş TüPRAş hisseleri var.

Onlar üstelik ulus malıydı.

benzer gecede, kudret tarafından, “Gazze okunuşu vurulmalı” sanarak yaymaca yapmış o şirkete elden verildi.

anormal sadece rant oldu. Rantı kim paylaştıysa, jantı üstelik hâlâ onlardan arka istensin.

bağımsız yargı ile Danıştay onu bile hukuksuz saymış, hükümet ona dahi uymamıştı.

benzeri torbada israilli şirket ile dahi “hemen doğrulama özelleştirme”den yararlanan Kütürkütürküfür Mehmet bey mümkün Havuz müteahhitleri ile Havuz medyası yönetimleri bile, “biz böyle yalnız utancı, Somalı geberik madencilerin sırtından okunuşu israilli birkez şirket ile dahi kollanmayı vicdanen kaldıramayız” deyip halka ait o escort mersin iadeli edebilirler.

Bunları yapacak atılganlık okunuşu zekâ eminim iktidarda mevcut.

Yetmedi.

1 bile mısır ayağı ve Sisi’nin ağası S. Arabistan var.

Başbakan-Cumhurbaşkanı’nmızın epey tepkime duyduğu, darbecilerin öldürdüğü adlar için gözyaşı döktüğü, cemi Batı’yı suçladığı darbenin esas organizatör ve finansörü S. Arabistan.

resmen darbeyi yapıverdirdı ve keyifle mırrayı içti!

elan darbeci mısır ordusunun henüz üstelik silahlanmasını akçalanmış ediyor.

“Sisi’nin sponsoru” Kralı Abdullah, darbe sonrası, “Mısır’ı teröre kontrplak destekliyoruz. Mısır’ın istikrarı kin dolu insanlarca gaye alınıyor. kargaşa ateşlemeye çalışanlara karşı Mısır’la birlikteyiz. mısır halkını okunuşu ehliyetli Arapları onlara karşıt benzer yürek olmaya çağırıyorum” demişti.

Mursi’yi indiren o katliamcı darbeye çarpış diyen yalnız tek Türkiye vardı billahi o seri.

Yani Kral’ın kimleri kastettiğini yararlanmak zor değildi lakin nedense burada palas üstüne alınmadı.

Batı’ha yetiştirilen laflar Riyad’a uzanmadı.

aha o Kral Bey’e verilmiş, Boğaziçi incisi benzer aşk Tepesi var.

tanrı için, AKP değil, “Ergenekoncu” olmakla suçlanan biçim ile rahmetlik özal vermişti.

lakin 1984’ten beri imar izni alınamıyordu.

Derken Başbakan S. Arabistan’a gitmiş, aynı şeyler olan, imar izni ikibin12 ortası çıkıvermişti.

sevda TEPESiNi arka ALSANA

aha Gazze ablukasının öteki ayağı, hunriz darbeci, berceste lider Mursi’yi devirip hapsetmiş katliamcı, idamcı Sisi’nin ağababası S. Arabistan Kralı’ndan dahi aşk Tepesi arka alınsın.

öyle evet, hükümet içeride kime kızarsa, ihaleyi, medyayı, işini, makamını, hıncını, hayatından yıllarını, ayrıca bazen hayatını basitçe alabiliyor…

devamı için tıklayın

Lice Cumhuriyet Başsavcılığımızca 18 Ağustos 2014 tarihinde suça konu heykele el konulması için Lice Sulh Ceza Mahkemesinden karar talep edildiği,

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Lice ilçesi Yolçatı köyünde dikilen PKK`lı Mahsum Korkmaz`ın heykeline kez konulmasına ait yöntemlilik alındığı söyleyiş edildi.

PKK`nın silahlı mücadeleye başlangıç yıldönümünü kutlamalar kapsamında Diyarbakır`ın Lice ilçesi Yolçatı köyünde örgütün önceki silahlı saldırısında toprak düzlük Mahsum Korkmaz`ın heykeli dikildi. Dikilen taş ile ilgili sormaca başlatan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, incelemenin ardından heykele ahali koyma kararı aldı. Lice barış Mahkemesi eliyle alınan düzenlilik gereğinde antrparantez taş kimler aracılığıyla dikildiğinin tespitinin yapılacağı bildirildi.

Konuyla ilgili kayıtlı izah özne Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, heykelin dikilmesinin ardından konunun basında arazi almasıyla da soruşturmanın başlatıldığını bastırarak söyledi. Açıklamada, “16 Ağustos 2014 okunuşu 18 Ağustos 2014 tarihinde bazı basın okunuşu işaret organlarında “Diyarbakır da PKK`lı teröristin heykeli dikildi” şeklinde çıkan duyum üstüne ammeefkârı ve basının bilgilendirilmesi amacı ile aşağıdaki açıklamanın vacip gereği duyulmuştur. Lice ilçesi Yolçatı köyünde Mahsum Korkmaz isimli PKK terör örgütü mensubu için tunç yapıldığına üzerine 16 Ağustos 2014 tarihinde ulusal okunuşu yerel basın okunuşu im organlarında çıkan yüklem üstüne Lice Cumhuriyet Başsavcılığınca 16 Ağustos 2014 Cumartesi günü kendiliğinden sormaca başlatılmakla, anket kapsamında heykeli işleyen şüphelilerin ayan kimliğinin tespiti ile bahse konu heykelin açılışına dahil olan kişilerin ve açılışın kimler eliyle gerçekleştirildiğinin tespiti için derslik yapılmak üzere ilişik manşet kuvvetlerine talimat yazılmaktadır. Lice Cumhuriyet Başsavcılığımızca 18 Ağustos 2014 tarihinde suça bahis heykele etki konulması için Lice barış ceza Mahkemesinden mersin escort edildiği, Lice sulh ukubet Mahkemesi`nin kararı ile terör örgütü mensubuna ilgili heykelin CMK 127 maddesi mucibince mülkiyet konulmasına hüküm verildiği okunuşu aynı tarihte kararın gereği için ait manşet kuvvetine gönderildi” denildi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Lice ilçesi Yolçatı köyünde dikilen PKK`lı Mahsum Korkmaz`ın heykeline kez konulmasına ait yöntemlilik alındığı söyleyiş edildi.

PKK`nın silahlı mücadeleye başlangıç yıldönümünü kutlamalar kapsamında Diyarbakır`ın Lice ilçesi Yolçatı köyünde örgütün önceki silahlı saldırısında toprak düzlük Mahsum Korkmaz`ın heykeli dikildi. Dikilen taş ile ilgili sormaca başlatan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, incelemenin ardından heykele ahali koyma kararı aldı. Lice barış Mahkemesi eliyle alınan düzenlilik gereğinde antrparantez taş kimler aracılığıyla dikildiğinin tespitinin yapılacağı bildirildi.

Konuyla ilgili kayıtlı izah özne Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, heykelin dikilmesinin ardından konunun basında arazi almasıyla da soruşturmanın başlatıldığını bastırarak söyledi. Açıklamada, “16 Ağustos 2014 okunuşu 18 Ağustos 2014 tarihinde bazı basın okunuşu işaret organlarında “Diyarbakır da PKK`lı teröristin heykeli dikildi” şeklinde çıkan duyum üstüne ammeefkârı ve basının bilgilendirilmesi amacı ile aşağıdaki açıklamanın vacip gereği duyulmuştur. Lice ilçesi Yolçatı köyünde Mahsum Korkmaz isimli PKK terör örgütü mensubu için tunç yapıldığına üzerine 16 Ağustos 2014 tarihinde ulusal okunuşu yerel basın okunuşu im organlarında çıkan yüklem üstüne Lice Cumhuriyet Başsavcılığınca 16 Ağustos 2014 Cumartesi günü kendiliğinden sormaca başlatılmakla, anket kapsamında heykeli işleyen şüphelilerin ayan kimliğinin tespiti ile bahse konu heykelin açılışına dahil olan kişilerin ve açılışın kimler eliyle gerçekleştirildiğinin tespiti için derslik yapılmak üzere ilişik manşet kuvvetlerine talimat yazılmaktadır. Lice Cumhuriyet Başsavcılığımızca 18 Ağustos 2014 tarihinde suça bahis heykele etki konulması için Lice barış ceza Mahkemesinden değişmeyen talep edildiği, Lice sulh ukubet Mahkemesi`nin kararı ile terör örgütü mensubuna ilgili heykelin CMK 127 maddesi mucibince mülkiyet konulmasına hüküm verildiği okunuşu aynı tarihte kararın gereği için ait manşet kuvvetine gönderildi” denildi.

ARKA ARKAYA DAVALAR AÇILDI

aha Erdoğan`ın açıklamalarından satır başları:

Bundan iyi 13 hafta ilk ak Parti’nin kuruluşunu car etmiştik. daha partimizin program nizamname hazırlıklarını yaparken milletimizden büyük eş teveccüh görmüştük. temiz Parti’nin kuruluşuyla birlikte milletimizdeki özlem ve umut dağ noktasına ulaşmıştı. Anadolu’yu Trakya’yı karış karış dolaştık. heyecanı umudu arazide müşahede ettik.

birkez 14 aylık benzer fırka zekâ rağmen sorunsız fırka 3 Kasım 2002’bile nesne seçimlere girdi ve yüzde 34,4 rey oranıyla iktidar partisi olarak sandıktan çıktı. Parlamentoya 2 parti girebildi. Yüzde 63 kabil çoğunluğa iye olduk. Aramızdan ayrılmış ahirete intikal etmiş bütün arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Her tek sıkıntı arkadaşıma buradan yalnız kere henüz teşekkür ediyorum.

art ARKAYA DAVALAR AçıLDı

peş arkaya davalar açıldı. biz Türkiye’yi dolaşırken, milletimizle kucaklaşırken Ankara’de o aralar şahsımla ilgili derhal tutuklanmamı isteyen, idamla yargılamaya hazırlanan bazı savcılar çıktı. Hem partimizi kurduktan sonunda, hem dahi erk olduğumuzda sorunsız Parti’nin kapatılmasıyla ait girişimler peki. çarpış senaryolarını gördük, suikastlara sunulan kaldık. an dakika partimizin arı kargaşa girmek istendi. Bizi çalıştırmamak için nekadar tuzaklar kuruldu. ancak son müşterek devrisi içinde seyahat olaylarıyla 17-25 antrakt vuruş girişimiyle partimiz hükümetimiz maksat makbuz. ulusal okunuşu uluslararası medyadan muhtelif sermaya çevrelerinden duyu örgütlerinden nice saldırılar yapıldı. Allah’a hamd olsun, gerçek bu saldırılara göğüs gerdik. Kurulan eksiksiz tuzakları alt yukarı ettik.

SALDıRıLARı PüSKüRTTüK

içerdeki okunuşu dışardaki kuvvet odakları ellerindeki anında imkanları kullanarak 13 hafta boyunca bizi budenli dip ancak saldırı altında tuttular. Amaçları aynı dürüst Parti’yi sadece denklemin dışına itmek değildi. temiz kelepir iktidarını çalışamaz iş üretemez ayla getirmek istiyorlardı. arkadaşlar 13 salname süreçte hem partimizi sağlıklı ayakta tuttuk, saldırıları püskürttük, hem birlikte cumhuriyet tarihimizin genişlik iri reformlarını yatırımlarını gerçekleştirdik.

BU vesayet bile SONA ERMişTiR

şunu unutmayalım dürüst Parti’yi millet kurmuştur. Milletimizin arzusu hayalleri ak Parti’nin siyasetinde ete kemiğe bürünmüştür. sorunsız parti 13 ertesi boyunca benzer ve aynı milletle yürümüştür. manda okunuşu esirgeme kabul etmeyen ancak kazanç olmuştur. Türkiye’üstelik milletin egemenliğine ortak olma alışkanlığına sahip bilek odakları karşılarında dürüst Parti’yi bulmuştur. Medya milletin egemenliğine biliyorsunuz ortaktı. dürüst kelepir döneminde bu ortaklık sona erdirilmiştir. sermaye milli egemenliğe istikamet çizen birleşik kuvvet odağıyken temiz parti ile bu vasilik birlikte sona ermiştir. çeteler ve cuntalar ellerini çekmişlerdir. Bürokratik oligarşi askeri ve sivil bürokrasi, milletin iradesini kısıtlamaktan çıkmışlardır.

sorunsız vurgun`NiN içiNDEN da…

temiz kelepir her kararı milletle almıştır. tığ partimizi kurduğumuzda bize, hatırlayın. ömür biçenler vardı. amma yanıldılar. Onların dedikleri olmadı Allah’ın dediği peki. Yıpranacağımızı dağılacağımızı düşünenler her dakika yanıldılar. ne yazık kim bizimle birarada yürüyenlerin içinde bile, son zamanlarda, ak Parti’nin kesik dakika içinde parçalanacağını söyleyenler var. Bu dahi çok anlamlı. biz müşterek milletten mezuniyet kayran eş fırka olduk. lakin tığ milletin hayır duasını dahi her daima yanında bulan müşterek kısım olduk. Milletimize mahcup olmamak için 13 yıl süresince hassasiyetle iş ettik.

ilk cumhurbaşkanı MAKAMı

13 yıl içinde 9 seçime girdik. Bizim tükeneceğimizi, dağılacağımızı düşünenler, her seçimin ardından görüntü kırıklığı yaşadılar. zira düşünce hayır akıbet hayır. amma onların niyeti hayır değildi şerdi. Sonuçları hep tokat olur. 28 Mart 2004’okunuşu yerel seçimlerde rey oranımız yüzde 41,7’ydi. kadem Mart seçimlerinde yüzde 45,5’a ulaştık. 3 Kasım 2002 34,4 idi, yer ensonra 12 Haziran 2011’üstelik yüzde 50 rey oranına ulaştık. yeryüzü sonraki geçen devrisi yapılan cumhurbaşkanlığı seçimde milletimiz yüzde 52’yle hem cumhurbaşkanlığı görevini, hem birlikte Türkiye’nin ahali oyuyla berceste önce cumhurbaşkanı makamını tercih etti.

GELiYORUM şAMPiYONLARA…

Bazı medya unsurları çıkıyorlar, imdi kütle partisi olmaya doğru gidiyor falan… Rakamlar duyulan, gayrimümkün. Genleri bunların nispetsiz. gerek ortak adayın lazım HDP adayının yüzde 2’nin altında kaldığı iller var. şurası dahi kritik. ayak Mart seçimleriyle kıyaslandığında bizim 10 ağustos’ta 7 ilimizde oyumuzun düştüğü görülüyor. CHP ve MHP’nin kuma adayı ise kadem Mart’a göre 80 vilayetimizde oy kaybetti. Yani ortak namzet benzer müşterek ilde, o bile binde 8 oranında rey artırdı. tığ 74 ilimizde oyları artırdık. rahat vurgun nasıl siyasi kürtçülük hangi politik türkçülük yapıyor nasıl de kumsalların partisiyiz diyor. tığ 77 milyonun partisiyiz.

Geliyorum şampiyonlara. Birincilik gene Rize’dahi. Yüzde 80,6. ikincilik Bayburt 80,25. üçüncü en yüksek rey veren ilimiz Gümüşhane yüzde 75. Dördüncü sırada Konya var. Konya yüzde 74,6 rey oranıyla 81 el içinde dördüncü. amma büyükşehirler sıralamasında birinci ha. sonunda mitingimizi Konya’da yapmıştık. Beşinci sırada ise Aksaray yer aldı. Aksaray her seçimde hamd olsun bakıyorsunuz istikrarını koruyucu tek ilimiz. Partimize desteğini dengeli şekilde sürdüren benzer ilimiz rey oranı yüzde 74.

iLçELERE GELiNCE…

ilçelere gelince. bildirme ali oyu veren ilçemiz Adıyaman’ın Sincik ilçesi olur. rey oranı 95,72. şanlıurfa Harran, Rize Güneysu üçüncü, Malatya kale dördüncü sırada. Rize ikizdere beşinci sırada arazi aldılar.

10 ağustos akşamı sonuçlar ortaya çıkınca istanbul’dan Ankara’beli geldik. nesne merkezimiz balkonundan kesintisiz dünyaya hitap ettik. Tekrarlamakta yarar görüyorum. Seçimin galibi Recep Tayyip Erdoğan değil 77 1.000.000 olmuştur, Türkiye olmuştur.

SöZLERiN ARKASıNDA DURDUK

yapıverdiğım biçim görüşmelerinde dahi boynubükük mağdur olmuş ülkelerin liderleri cemi bu ifadeyi kullanmışlardır. müşterek siz kazanmadınız, aynı zamanda tığ kazandık demişlerdir. Bu seçimin mağlubu kaybedeni dahi yoktur. 28 ağustos’ta yeminimizi edip göreve başladığımızda 77 milyonun reisicumhur olacağımızdan birlikte hiç kimsenin şüphesi olmasın. ayazlık konuşmasında birlikte vurguladım, biz verdiğimiz sözlerin arkasında durduk, sözlerimizin arkasında eğleşme mücadelesi verdik. 94’te belediye başkanı seçildiğimizde istanbul’u kucaklayan, herkesin derdini kendi derdi bilici müşterek yetinme anlayışı belirleyeceğimizi söylemiştik. 3 Kasım 2002’birlikte nasıl söylediysek 12 devrisi boyunca onun arkasında durmanın mücadelesini verdik.

13 hafta önceki yapıverdiğım süje, görüşlere katılmasam üstelik, görüşlerinizi söylemeniz için canımı bile vermeye hazırım sanarak sadece ifade kullanmıştım. işte bu sözün arkasında durduk. Herkesin inançlarını yaşaması için değerlerini kültürünü özgürce ifade edebilmesi için hele bile fikirlerini rahatça söyleyebilmesi için tarihi nitelikte reformlar yapıverdik. birkez kalıp örtülü kardeşlerimiz içinde değil işvereni belli kardeşlerimiz için birlikte hür ancak Türkiye inşa ettik.

yoksul, köylü, bilgisiz DEDiLER

dürüst Parti’nin doğrudan gerçek mensupları yakın tarihimizin acılarını hissetmiş insanlardan oluşuyor. Kimine kürt dediler haklarını kısıtladılar. Kimine Alevi dediler ötelediler. Kimine dazlak mestur sakallı dindar dediler ötelediler. Okutmadılar. Senden birkez olsa olsa besleme he dediler. Sen sadece tarlada git ürün sula dediler. Git yaş sebze sula dediler. Olsa olsa kapıcı he dediler. serseri dediler, taşralı, köylü cahil dediler. Her fırsatta milleti tahkir ettiler. Göbeğini kaşıyan adam dediler. Demedikleri 1 şeyi bırakmadılar. rahat parti ezilenlerin ötelenenlerin partisi olarak bu mücadelenin yalnızca girdi.

ötelenmişler olarak yalnızca kimsenin ötelenmemesi için mücadele verdik. Ayrımcılığa haksızlığa tutulmuş kitleler olarak sessiz kimsenin bizim yaşadıklarımızı yaşamasını istemedik. tığ bunları yaşayarak geldik. Bizim ayazlık konuşmalarımıza ağız büken herkese diyorum ki yapıverdiklarımıza bakın orada samimiyetimizi göreceksiniz. hal süreci için yapıverdiklarımıza bakın. Kimliklerin kültürlerin değerlerin özgürce ifade edilebilmesi için yapıverdiklarımıza bakın. Sözlerimize inanmayanlar yapıverdiklarımıza bakarlarsa orada samimiyetimizi göreceklerdir. neden reformu yapıverdiysak 77 milyonun refahını düşünerek yapıverdik.

ViCDAN GöZLüğüYLE BAKALıM

10 ağustos akşamı şunu söyledim “elimizi vicdanımıza koyalım. Birbirimizin gözüne bakalım. Birbirimize gelin gönlümüzü açalım. ideolojiyi birleşik kenara koyalım. Mahalle baskısını birkez kenara koyalım. 12 yıla vicdan gözlüğüyle bakalım” inanın gerçeğin gösterilenden oransız olduğunu hep birarada göreceğiz.

ahir birkaç yıldır Türkiye ayan çevrelerde basın özgürlüğü kısıtlanan dünya olarak gösteriliyor. ben buradan bunca ayan kesin soru soruyorum. Bazı medya grupları bana arkadaşlarıma her türlü hakareti yapabiliyor mu? Yapıyor. hemde kaza o sağlam burada bazı kaza mensupları cenah davranıyor ki, söyledikleri ney? Bu eleştiriye girer amma siz siyasetçisiniz bu hakaret değil ağır paylama. nedeniyle aksi hüküm veriyorlar. Bizi matbuat özgürlüğünü kısıtlamakla itham edenler Gazze’dahi ne duyulan görünmediler? benzer üstelik buna bakalım. 12 gazeteci Gazze’da öldürüldü. Bazıları yaralandı. Ofisleri bombalandı. israil yanlısı im yapmadığı için kovuldu. içerde veya dışarda bizi itham edenlerin seslerini duydunuz mu?

BiZE SALDıRDıLAR

gezi olaylarında dünyada medya organları bize saldırdılar. 17-25 Aralık’ta benzeri yönde. Batıda tweet atan sporculara sanatçılara o tweetleri sildirdiler, linç uyguladılar. Bizi ekalliyet üstüne eleştiriyorlar. ayan söylüyorum. Azınlıklar üzerine dünyada bizim gösterdiğimiz hassasiyeti aynı şekilde gösteren sadece öteki yurt yoktur.

tığ SABREDiYORUZ

Türkiye’de tam azınlıklar şu anda ön içinde. Bakın bu kadar Gazze’bile olay oluyor tığ neden dedik? Türkiye’deki Museviler bizim vatandaşımızdır. palas onlara yönelik huysuz yaklaşım içinde bulunamaz dedik. bizim meselemiz israil yönetimiyledir, israil halkıyla değil. şu anda ırak’ta Türkmenlerin derdini kendisine ur edinen sadece ülke var Türkiye. Ezidilere kapısını açan eş dünya var Türkiye. Bakın şu anda 2 1.000.000 ezidi ülkemize girmiş vaziyette. 2 bin, 2 bin gerçek. Onların bakımlarını her şeyini biz üstlendik. şu temel değin 120 TıR’ı aştı insancasına yardımlarımız. Suriyeli muhacirlere bu boyutta koyun açan sadece dünya var Türkiye. aha buyurun kıyye 1.000.000 200 bin Suriyeli göçmen ülkemizde. Bazı sorunlar yaşamamıza rağmen biz sabrediyoruz. Onlar muhacir tığ ensar olacağız. Vatandaşlarımıza aman sabır diyoruz. benzeri şeyler bizim da başımıza gelebilirdi. Gazze’deki yaralılara iye çıkan diyar Türkiye.

KERVAN YOLUNDA cesurca iLERLiYOR

Bugün 14 Ağustos. aynı zamanda Rabia günü. Rabia’nın 2 anlamı var. 1 Mısır’üstelik Rabia, yalnız Türkiye’üstelik rabia. Mısır’dahi de darbeye karşı çıkanların kahramancasına müsaadesinin günüdür Rabia. insaniyet dramına kontrplak çıkan birkez dünya Türkiye. lakin gidin medyaya bakın haksızca mesnetsiz şekilde gaye yapılan yine Türkiye. Anlamadıkları müşterek ısı var. biz bu oyunlara sorumluluk eğmiyoruz. eskiden engin ses gelince kervan duruyordu. daha nasıl sesi gelirse gelsin kervan yolunda cesaretle ilerliyor. şu ceride bunu yazmış, bu edebiyat bunu söylemiş. biz onlara bakmayız. biz önce hakka son millete bakarız.

çevik TüRKiYE`de eş ancak ARZUMU VAR…

Bizi despot otoriter tek eş olmakla itham edenlerin hepsini vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum bu konuda onları muhatap almaya lazım bulunmayan. 77 milyon içinde bu mahalle baskısının etkisi altında kalanların bile bize okunuşu hadiseye birey gözüyle gözetleme çağrısında bulunuyorum. 77 milyonun reisicumhur olarak içtimai uzlaşma için da elimizden gelenin yapılacağının herkes marifetiyle bilinmesini istiyoruz. acar türkiye’den birkez arzumuz var, yeni eş aykırılık. artık bu kaçınılmaz hale gelmiştir. Muhalefetin kendisini sorgulamaktan bu aşamadan sonra kaçış yoktur. CHP’ye bakıyorsunuz çıkan sonuçtan dolayı seçmeni kötülüyor. MHP’dahi seçmeni aşağılıyor. Pensilvanya da çıkan sonuçtan da millete bedduayı sallıyor.

ANLAMAYA çALışMAK bulunmayan

acep nerede kusurlu yapıverdik niteleyerek sormak namevcut. Anlamaya çalışmak namevcut. kıymet ödemekse uslu akıllarına gelmiyor. eş doğrultu sahillere sıkışıp kalır, sadece yön doğuda açık illere sıkışıp kalır. yalnız incelemek sonra elde oralar üstelik kalmaz. ben teşkilatıma bilhassa söylüyorum. 14’şöhret altında 15’in altında olduğumuz yerler var evet, oradaki eksikleri üstelik sürdürerek inşallah oralarda de dürüst Parti’yi birinci parti haline sağlamak bizim hedefimiz olmalı.

Hakaretle aykırılık imkânsız, olmuyor. iktidarla yalanla siyasetin seviyesini ayaklar altına düşürerek muhalefet olmuyor, gerçekleşemez. esasen kendileri namzet olmadılar. niye? Eğer kendileri namzet olmuş olsa bedeli daha ağır olacaktı. kuma aday çıkardılar ki, şamarı o yesin bize sadece şey dokunmasın. hâlâ anca evsaf sayıyorlar kim, siz genel başkansınız, sizde bu nitelikler bulunmayan muydu beli? Kendilerini dışta tuttular. Ortaya eş aday sürdüler okunuşu milletten tokatı o yedi. en sonraki okunuşu inandırmak zorunda kaldı “laf bitti” dedi.

27 AğUSTOS`TA…

Seçimin hemen ertesinde, Pazartesi günü partimizin MKYK’sını topladık. Gündemimizdeki konuları değerlendirdik. önem arzeder kararlar aldık. inşallah 27 ağustos’ta partimizin fenomenal nesne kurulunu yapıyoruz. Burada asgari 15 ruz maksimum 45 ruz içinde fenomenal genel asamble toplanması gerektiği için tığ bu tarihi tercih ettik. Bu genel kurulda, umumi riyaset görevini delegelere inşallah doğrulama edeceğim. Onlar üstelik bu görevi aramızdan birleşik arkadaşımıza tevhid edecekler.

henüz önce gün ilk adaımı atarken, hem partimizin kurucularına hem misafirlere şunu söyledim “Bugün ciddi birkez ruz. Bugün Türk mecmua tarihine lider oligarşisinin çöktüğü ruz olarak, kollektif aklın temsilcisi olmuş eş liderlik anlayışının yerleştiği 1 gün olarak geçecek” dedim. 14 ağustos 2001’de bu sözlerimden birkaç zaman sonunda dedim kim “kurmuş olduğumuz bu siyasal partide asla ancak şef diktatoryası oluşmayacaktır. şef, katılımı okunuşu kollektif düşünmeyi asıl saha eş liderlik anlayışı içinde iş edecektir”

BURADA se antet bunca önem arzeder

Bu sözleri tamam 13 yıl evvel söylemiştim. Burada se başlık çok sağlam. Katılım, istişare ve ortak akıl. bilhassa bilhassa bizim için ağırbaşlı vaki ancak iletken var kim o çok gülmeyen, hep işlerinizde istişare ediniz prensibi bizim için anlamlıdır. tığ buna inanırız. Partimizin okunuşu hükümetimizin her adımına bu bilge olmuştur.

Arkadaşlarımızdan genel lider hakkında hangi düşündüklerini aldık. Bugün toplantıya dahil olan kardeşlerimizden kanaatlerini alacağız. okunuşu gene bu akşam partimizin teşkilat yıl dönümü resepsiyonundan sonra dahi milletvekillerimizle sadece araya gelecek, bu akşam resepsiyondan sonra eksiksiz vekillerimizle benzeri zamanad genel biçim karı kollarımızla bilgisizlik kollarımızla aynı araya gelerek kanaatlerini alacağız okunuşu böylece inşallah umumi kurulumuza giderken, tercihin nasıl istikamette olduğunu öğrenip o adımı atalım diyoruz.

aha BU TUZAğı kirletmek…

Bu garip hareketleri hazmedemeyenler abes durmaz. şeytan hakeza dönemlerde devreye girer. Onun için bile bu birliği bu beraberliği neden bozarız, elinden gelen gayreti gösterir. aha bu tuzağı becermek bizim birliğimizde yatar. Onun için bizler şu yahut bu şekilde istişarenin neticesine değil üstelik nefsimizin vereceği karara uyarsak partimizin bütünlüğünü zedelemiş oluruz. Buraya büyük emeklerle geldik. Bunu aynı şekilde parça ettirmemiz gerekir.

hırs bizden uzak olsun, bencillik bizden cemi uzak oldu, uzak olsun. sinsilik ayak oyunları tuzaklar bu partiye bugüne tokuşma yayılma etmedi, inşallah etmesin. hele alelhusus bizimle yakından engin alakası olmayan veya endirekt alakası vaki, onların partimizin içinde kendilerine yönelik uzantılar arayıp bularak oradan görevi üstlenecek zevat bulmaya çalışmalarına kelepir vermeyelim.

ONLARA arzu VERENLER…

13 yıldır her gün ak Parti’birlikte çatlak oluşacak diye kez ovuşturanları biliyorsunuz değil mi? temiz Parti’nin salt arabozucu ve nifak oyulgalamak için kollayanların olduğunu biliyorsunuz değil mi? dakika an bizden ayrılanlar olur olur, onlara sen orada daha niye duruyorsun, başından bu partinin kapatılması yakın, ayrıl kurtul. ayrıca bazılarına ihtimal cumhurbaşkanlığı sana düşer denilenler de peki, gaza gelenler beli. ayrılıp gittiler. Onlara umu verenler, bu davaya, bu partiye bundan son süreçte da bu oyuna düşenler bu davaya bu harekete haksızlık etmiş olurlar.

allah içiN SEViNDiRMEYELiM

ihvan gelin şu 10 Ağustos’un yalnız heyecanını mutluluğunu yaşayalım beli. Bunu yaşatmamak için elinden gelmiş gayreti gösterenler var. Bu tuzağa düşmeyelim. Dedik kim tığ Meclis’i dinlence edelim 28’ine değinme oturumlarına ara versin. ahir kalınan yerden yola devam edilsin dedik. dürüst Parti’nin yalpalamasını isteyenleri allah için sevindirmeyelim.

Telefonlarda ağlayarak bu ifadeleri kullanan liderleri dinledim. Sorumluluğumuzun neden kadar ağır olduğunu biliyorum bunu birlikte sizlere hatırlatmayı 1 görev telakki ediyorum. bu süreci zedeleyen bu umudu zayıflatan ülkeye millete bu ermiş ümmete tarihe bunca iri butlan etmiş oldu. Bu sözlerimle kesinlikle uslu kimseyi itham ve nişan etmiyorum.

biz BUNU YAPACAK birkez kadro kesinlikle DEğiLiZ

Partimiz birilerine umumi başkanlık koltuğu sulamak, cumhurbaşkanlığı başbakanlık gözetim milletvekili koltuğu suvarmak için kurulmuş yalnız vurgun değildir. Bu kelepir Türkiye cumhuriyetinin bayrağını itibarını yüceltmek için kurulmuş eş partidir. makam okunuşu devlet hırsı o çocukların gözündeki parıltıyı söndürür. Yoksulun ekmeğini azaltır. Rütbeler için kavga mazlumun yüreğindeki umudu köreltir. biz bunu yapacak aynı ekip asla değiliz. 10 Ağustos akşamı zaferimizden dolayı Gazze’nin çocukları sevinç çığlığı atıyorsa bu bizim sorumluluğumuzu ağırlaştırır.

Buradan de ayan belli söylüyorum. Bizim bu kadromuz karnından konuşan tek kadro olmayacaktır. Medya üzerinden bağlantı kuran birleşik ekip değildir. Kulisler vale oyunları bu kadronun bu hareketin dışındadır. Kimin nasıl söyleyeceği varsa menfaat istişare kurullarında özgürce söyleyiş fiyat.

okunuşu devre KURALı

Halkımıza böyle gittik. çünkü ak fırka 1 farkın partisidir demiştir. şahsen bu ilkenin sarsılmadan uygulanması taraftarıyım. ama burada eş şeyi izahetmek istiyorum. üç çevrim kuralı, aynı kişinin siyasal yaşamının bitmesi değildir. okunuşu devre kuralı benzer parlamentoya girişle ilgili okunuşu periyot art arkaya görev yapmışsa son tekrarlanması parlamentoya girme şartını getiren yalnız anlayıştır. Partinin kurullarında fariza yapabilirsin, STK’larda görev yapabilirsin. Partinin verdiği görevleri yapabilirsin, bu dergi değil mi? Bu da mecmua. biz eğer milletvekili olarak görüyorsak bu bunca şişman sadece hırstır. Bunu frenlememiz lazım. Arkadan genç kuşaklar geliyor, dünya hazırlamamız icap. Onlar dahi gelsinler bu parlamentonun içinde yer alsınlar. Seçilme yaşını 25’e indirdiğimiz an hep partiler karşı çıktı. MHP’den birleşik tanesi, diplomaside bunlara güya profesör denir. O gençlere ego şaştım. biz parlementoyu diyor çoluk çocukla mı dolduracağız. Sizi bu parlamentoya layık görmeyenlerle okunuşu birarada yürüyorsunuz?

sözde genç nesillere hocalık yapıyorsun, amma şu gençleri parlamentoya layık görmüyorsun? Bu periyot partimiz aynıyla batıda olduğu tür berceste ve seçilme yaşını gelsin 18’e indirsin. Bakın şu anda 15’e yakın su üyesi ülkede latif seçilme yaşı 18.

rahat vurgun yeni yasama yılında bu adımı atmak biçimiyle gençlerimizin önünü açarak, ben de bu parlamentoda rey kullanabilirim, benim birlikte sadece düşüncem olacak demeli. aha Avrupa’de aynı diyar. Avusturya. Ahmet satma birlikte burada. Dışişleri Bakanı 27 yaşında. Orada kendisiyle sabahleyin kendisiyle dertleştik. Ondan evvel bile devlet başkanının özel sekreteri. Bu makamlara gelebiliyor. biz de bu bun neden? işte bunu aşmamız gerek. Burada yöneticiler olarak sorumluluktan kaçamayız. Gençliğimizi henüz güzel geliştireceğiz. inşallah onları parlamentoda devletin güvenilir kademelerinde inşallah göreceğiz. Seçilmek zor değil, zor olmuş seçmektir.

inşallah acar oluşacak yönetimin tasarrufu üstelik bu konuda olacaktır. Bu budenli kritik üç çevrim meselesi inşallah bu ilkenin çiğnenmeden yürüyeceğine inanıyorum. Siyasetin bu sayede genç ve dinamik kalacağına içten inanıyorum. daha müşterek tehlikeli bahis daha var. Bu birlikte muvazi yapıyla mücadeledir. Bunu burada medyanın nezdinde paylaşıyorum. belli net paylaşıyorum. akıl kayıtlarında ancak ısı bırakmayı sevmiyorum. içtimai medyadan da konuşmuyorum. Tweet mweet da katı sevmem. Biliyorsunuz. Facebook olayının neler getirdiğini biliyorsunuz. Bunları da ben şuna benzetiyorum. Doktorun elindeki neşterle katilin elindeki bıçağa benzetiyorum. şu anda hep birbirine karıştı. Bunlar hayat söndürüyor, ailelerin ne ayağılı geldiğini görüyorsunuz. Gençliğimizi tinerde şunda bunda nereye geldiğini görüyorsunuz. Bunların sosyal medyayla uzlaşma içinde yürüdüğünü görmemiz icap. Muhafazakar tek toplum idealini paylaşan müşterek sorunsız parti olarak hassasiyetimizin çok henüz ziyade olduğuna inanıyorum.

kadem Mart seçimlerinde Pensilvanya dediğimizde meydanların okunuşu coştuğunu gördünüz. millet bize bindi he, yetki verdi. 10 ağusto seçim süresince, muvazi sadakatsizlik çeteyle mücadelemizin süreceğini söyledik. Mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürmesi millete verilmiş yalnız sözdür vaattir. nesne riyaset ve başbakanlık makamına gelecek arkadaşımızın üstelik bu yapıya müsamaha göstermemesi hem bizim hem bile milletimizin göstergesidir. MGK’üstelik da bununla ait kararımızı aldık. Bu bizim resmi kayıtlarımıza kod adıyla girmiştir.

birkez kez henüz tekrar etmekte fayda görüyorum. Bu paralel ihanet çetesi bizzat şahsıma saldırdı. Aileme sefihane saldırdı. şu anda elimize geçen yeni bulgular belgeler var. cemi vekil arkadaşlarımızı kriptolu telefonları dinlediler. imdi bunlar yakalandı. hangi sağlam kaçırmaya himmet ettiyseler üstelik yine yakalandılar. tekrarlanması diğer safhalarına geçiyoruz geçeceğiz. Bu aynı ihanet şebekesi. şu anda pensilvanya’birlikte yapıverdiğı açıklamalarda ne diyor “acun malını dünya zevkini hırsı tamahı ayrılma etme” çağrısında bulunuyor bu kendi. Herkesi şantajla diz çöktürmek istediler. Her tarafı dinlediler. özen dediler, fedakarlık dediler, temiz sorunsız birkez kitleyi hem maddi hem manevi iliklerine entrika sömürdüler. üzerimize mertçe gelmediler sinsice habersiz gözetleyerek izleyerek montajlar yaparken kaydederek yani bildirme sefihane metodlarla bizi sindirmek istediler.

içimizde yahut dışımızda bu alçaklığı önemsemeyenler olabilir. Recep Tayyip Erdoğan’a karşıt şahsi kini olup görmezden gelenler gibi. beraberinde yöresinde bunları tutanlar, bunlara adana escort açanlar, bunlara imkan temin edenler bunlarla irtibatını sürdürenler benzer. Onlara 1 kere henüz hatırlatıyorum. muvazi ihanet şebekesinin hedefi recep tayyip Erdoğan ailesi arkadaşları tempo arkadaşları değildir. Bu çetenin hedefi istiklalimizdir vatanımızdır milletimizdir.

Eğer hala bunu göremeyenler varsa gözlerindeki mührün açılması için ben yakarış ediyorum. Efendim hakeza benzer ısı yaparsak, yargıda başımıza yalnız şey varidat mi… sadece defa ölür aynı eş ya. Her ruz ölmenin okunuşu anlamı var? budenli belli net. 30 Mart’ta bize nasıl saldırdıklarını gördünüz. Yahu bu yenilir yutulur yalnız ısı miydi? ak Parti’nin karşısında kim güçlüyse onlara iş tuttular oldu. Eğer CHP güçlüyse CHP’yle, MHP’yse MHP. Bunların ilkesi filan bulunmayan. Bunlar kıbleyi mıbleyi her şeyi kaybettiler. Her iletken aşikâr bunları anlatmama icap var mı oldu? Bunları siz yaşadınız zaten. Sizinle yönetim ele olanlar nasıl sattıklarını yaşadınız.

E hep bunları yaşadıktan sonra tığ hala kalkıp de bunun hesabını sormayacak mıyız? kavim pensilvanya’nın ve ihanet şebekesinin vahim yüzünü görmüştür. muazzez ulus mücadele talimatı vermiştir. 12’nci cumhurbaşkanlığı görevini devraldığımda dahi, kanunuesasi ve yasalar çerçevesinde şahsen bu mücadeleyi sürdüreceğim.

Gözümün arkada kalmayacağını biliyorum. temiz Parti’nin okunuşu hükümetin ihanete boyun eğmeyeceğini biliyor bunu dirilik rahatlığı içerisinde söylüyorum. Bu ihanete sorumluluk eğmek, 91 hafta geçmiş kapımızda bekleyen yavrulamak okunuşu himayeye üzeri eğmektir. ki bunların arkasına takılırsa, mill

Aileleri çökerttiler arkadaşlar aileleri. Birbirinden ayırdılar. ki bunlara yan cenah gerer okunuşu kollarsa milletten gereken cevabı alır. muvazi yapının tabanında temiz ak kardeşlerimiz var. dostlarımız var, ailece görüştüğümüz arkadaşlarımız kardeşlerimiz var. bibi medyaları, şu anda milli iradeyi itiraza uğratırız. Neymiş? 15’inden sonraki istifa eylemek zorundadır, evet git işine bak he. Geçen akşam işte, emektar Yargıtay başkanlarından benzer tanesi akıllar veriyor. oldu sen bunca akıllar verdin bu ülkede. Bunların hiçbirisi tutmadı. Bunlarda gerileme dahi başladı. Bunlar tek zaman partinin genel başkanlığından benim çekilmemi istiyorlardı. Bunun için da adımlar attılar basıcı biricik biri tutmadı.

çıkıp şu anda Yargıtay başsavcılığına müracaat gitmek biçimiyle CHP. kuşku buralardan nasıl bulgu elde edebiliriz? he sen milletten bulgu almadığın sürece buralardan netice alamazsın. aha buyrun mevzii seçimlerde üstelik Ankara’birlikte kaybettiler. Bunlar bile teyo pehlivan mümkün. kanunuesasi Mahkemesi’ne gittiler. namevcut olmadı biz AiHM’e da gideceğiz. Bu tekrarlanması güzergahını bile bilmiyorlar. eseme bu. cemi kafaları bulandırmak

Bu benim sizlerle sonunda yönetim başkanları toplantım. inşallah 27`sinde seçilecek umumi başkanımızla, başbakanımızla da enerjik süreci bunca daha oransız tek heyecanla sürdüreceğinize inanıyorum. ve 2015 seçimleri için daha önceki ancak şeyler söylemiştim. Cumhurbaşkanlığı seçimi 2015 seçimlerinin belirti fişeği olacak demiştim. Bizim çıtamızın minimal şu olması gerek. acar Anayasayı tesis edecek yalnız çoğunluğa iye olmalıyız. Buradan taviz vereceğinize inanmıyorum. zaten süratle derin şekilde inanıyorum ki acara nesne başkanımızla üstelik, beldeler, iller, ilçeler 2015 seçimlerine değin bitecek. büyük kurultay 2015 seçimlerinden sonraki yapılacaktır. buralardan birlikte hücreler tazelenmiş olarak teşkilatımız çıkacaktır.

şimdilik her birinizi tanrı`a rehin ediyorum. Katkılarınız için teşekkür ediyorum. sonra defa bulunduğım genişletilmiş mülkiyet başkanları toplantısının birlikte hayırlara vasıta kollamak diliyorum. gene görüşünceye entrika allah`a rehin olun.


Çünkü kimin ne zaman kiminle işbirliği yapacağı belli olmuyor

Yolsuzluk okunuşu terörle mücadele özne Polislere yönelik 22 Temmu`bile sahur vakti yapılan operasyona Doğu Perinçek`insan işçi Partisi sahip çıkmıştı.

“Polise yapılan operasyonun sahibi biziz” açıklamasından daha ateşlisilah ancak izah Ergenekon Sanığı Doğu Perinçek`ten geliverdi.

Perinçek, “sahur operasyonunda okunuşu polislerin alıancağını biz belirledik, tığ saptadık” demişti.

AKP ile işçi Partisi`nin bu ittifakını Habertürk Yazarı Fatih Altaylı değerlendirdi. Altaylı, “Kırk devrisi düşünseniz, rahat kazanç ile işçi Partisi`nin aynı çizgide buluşacağı, kuma yalnız hedefe yönelik yetinme ve fiil birliği içinde olacakları aklınıza gelir miydi? ama oluyor aha” dedi.

aha Habertürk Yazarı Fatih Altaylı`nın analizinin ilgili bölümü;

Birkaç ruz ilk işçi Partisi nesne reis Yardımcısı Ferit ilsever aradı.
Yıllardır Doğu Perinçek`le birliktedir.

Egenekon davasında de da yargılandılar. 15 yıla mahkûm peki.
daha özgür.

Neyse.

“Fatih as, genel lider`ımız Doğu Perinçek ancak açıklama yaptı. mail adresinize birlikte yolladık. ilgilenirseniz seviniriz” dedi.

Açıklamaya baktım.

Doğu Perinçek şunu söylemiş:

“muvazi örgüte yönelik operasyon bizim belirlediğimiz isimler üzerinden yapılıyor. Bu kişileri tığ çok önceden saptama etmiştik.”

Siyasetin an içindeki değişimi çok enteresan olabiliyor.

Kırk yıl düşünseniz, temiz kelepir ile işçi Partisi`nin aynı çizgide buluşacağı, ortak 1 hedefe yönelik adana escort ve hareket birliği içinde olacakları aklınıza gelir miydi?

ama oluyor işte.

Dün daha “paralel” denilen yapı, ak parti hükümetiyle üstelik, sahiplik ele sevimli gönüle vererek işçi Partisi`nin etki kadrolarını ruh atıyorlardı.

işçi Partisi`ni devleti ele geçiren “gladio” olmakla, yabancı yurt istihbaratlarıyla bağlantılı olmakla suçluyorlardı.

Aradan bunca değil 5 ertesi benzer benzer dakika geçtikten ahir daha dürüst fırka hükümeti ve kadroları “muvazi” dedikleri “Gülen Cemaati”ni “devleti ele geçirmekle” okunuşu “yabancı servislerin maşası” olmakla suçluyorlar ve kendilerine sunma nazik desteği işçi Partisi veriyor.

Türkiye`bile teknik cidden ilginç.

Tarafsız olmakta ve tarafsız kalmakta her an yarar var.

çünkü kimin neden an kiminle işbirliği yapacağı belli olmuyor.

kerki dahi tutak dahi bunca çabuk dönüyor.
Hesaplar de dönüyor.

O nedenle dün “hoca Efendimiz” diyerek Fethullah Gülen`e koşarken, bugün “Paralelci alçaklar” diye bağıranlar ellerinde tuzlukla gezmesinler.

Her şeyin olabileceği bu ülkede, erte öbür ruz ellerindeki tuzluğu nasıl yapacaklarını şaşırabilirler!

devamı için tıklayın

Yolsuzluk okunuşu terörle mücadele özne Polislere yönelik 22 Temmu`bile sahur vakti yapılan operasyona Doğu Perinçek`insan işçi Partisi sahip çıkmıştı.

“Polise yapılan operasyonun sahibi biziz” açıklamasından daha ateşlisilah ancak izah Ergenekon Sanığı Doğu Perinçek`ten geliverdi.

Perinçek, “sahur operasyonunda okunuşu polislerin alıancağını biz belirledik, tığ saptadık” demişti.

AKP ile işçi Partisi`nin bu ittifakını Habertürk Yazarı Fatih Altaylı değerlendirdi. Altaylı, “Kırk devrisi düşünseniz, rahat kazanç ile işçi Partisi`nin aynı çizgide buluşacağı, kuma yalnız hedefe yönelik yetinme ve fiil birliği içinde olacakları aklınıza gelir miydi? ama oluyor aha” dedi.

aha Habertürk Yazarı Fatih Altaylı`nın analizinin ilgili bölümü;

Birkaç ruz ilk işçi Partisi nesne reis Yardımcısı Ferit ilsever aradı.
Yıllardır Doğu Perinçek`le birliktedir.

Egenekon davasında de da yargılandılar. 15 yıla mahkûm peki.
daha özgür.

Neyse.

“Fatih as, genel lider`ımız Doğu Perinçek ancak açıklama yaptı. mail adresinize birlikte yolladık. ilgilenirseniz seviniriz” dedi.

Açıklamaya baktım.

Doğu Perinçek şunu söylemiş:

“muvazi örgüte yönelik operasyon bizim belirlediğimiz isimler üzerinden yapılıyor. Bu kişileri tığ çok önceden saptama etmiştik.”

Siyasetin an içindeki değişimi çok enteresan olabiliyor.

Kırk yıl düşünseniz, temiz kelepir ile işçi Partisi`nin aynı çizgide buluşacağı, ortak 1 hedefe yönelik kanma ve hareket birliği içinde olacakları aklınıza gelir miydi?

ama oluyor işte.

Dün daha “paralel” denilen yapı, ak parti hükümetiyle üstelik, sahiplik ele sevimli gönüle vererek işçi Partisi`nin etki kadrolarını ruh atıyorlardı.

işçi Partisi`ni devleti ele geçiren “gladio” olmakla, yabancı yurt istihbaratlarıyla bağlantılı olmakla suçluyorlardı.

Aradan bunca değil 5 ertesi benzer benzer dakika geçtikten ahir daha dürüst fırka hükümeti ve kadroları “muvazi” dedikleri “Gülen Cemaati”ni “devleti ele geçirmekle” okunuşu “yabancı servislerin maşası” olmakla suçluyorlar ve kendilerine sunma nazik desteği işçi Partisi veriyor.

Türkiye`bile teknik cidden ilginç.

Tarafsız olmakta ve tarafsız kalmakta her an yarar var.

çünkü kimin neden an kiminle işbirliği yapacağı belli olmuyor.

kerki dahi tutak dahi bunca çabuk dönüyor.
Hesaplar de dönüyor.

O nedenle dün “hoca Efendimiz” diyerek Fethullah Gülen`e koşarken, bugün “Paralelci alçaklar” diye bağıranlar ellerinde tuzlukla gezmesinler.

Her şeyin olabileceği bu ülkede, erte öbür ruz ellerindeki tuzluğu nasıl yapacaklarını şaşırabilirler!

devamı için tıklayın

NİFAK ALAMETLERİ VE MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ

aha asil Balcı`nın Analizi;

hangi zaman münafıklığın alametleriyle ilgili müşterek konu açılsa başımdan alçak kaynarca sular dökülür.

Sınırları muğlak “yalan söyler, emanete evlilikte fiyat, tepkisinde aşırıya kaçar” mümkün ifadeler “şüphe ego da mi?” hassasiyetiyle okunduğunda “evet, sen dahi!” sanarak bağırırlar zira. Salı günü yüksek ünal aka yazdığı makalede Kur’an-ı Kerim’den derlediği ayetlerle nifak alametlerini sıralamış. Elhamdülillah, bayramımı küçümseme etti o telefon.

“Oradaki ayetlere bakarak kul arabozuculuk alameti yokmuş,” deyip kendimi komik duruma düşürmeyeceğim. okunuşu var ki “Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider, kortej söyleseler sözlerini dinlersin. hâlbuki duvara dayanmış, giydirilmiş odunlar gibidir onlar!” (63: 4) ayetini okuyunca aklıma yıllardır zihnimden silinmeyen Sızıntı dergisinin yalnız sayfasındaki o eş göbekli adam ve altındaki “Kabirde kurtlar sevinsin!” yazısı gelmedi değil. ne an mirat karşısına geçsem hafızamda canlanan o ışık ve elbette o fotoğrafla pek tek benzeşen biçimsiz bedenim, bu ayeti okuyunca çabucak hayat geliverdi gözüme. “Oh be!” dedim. “yalnızca değilse bu işaret bende bulunmayan!”

elbette bayramımı şenlendiren buluş bundan ibaret değil. ali ağabey makalenin son Bakara Sûresi’nin başında münafıklardan bahseden 13 ayetten bahsetmiş evet; o ayetleri okuyunca keyiflendim anne. Sebebini baştan söyleyeyim: insanın, nifak alametlerini takım giysi gibi giyip çıkaran, her ruz aynı diğer alametle duvara escort mersin yorum kitabı karıştırdım amma odunun dayandığı zar kimdir, nedir, neye teşbihtir birleşik ısı söyleyeni bulamadım– nutuklar atan, hakka çağırma edildiğinde alın çeviren, halkı aldatan zalimleri görünce, “peki Râb, bu uğursuz gecenin bulunmayan mu sabahı?” diyesi geliyor. Diyor bile, telaffuzu bizce olabilir olmayan benzer ahir o malum dize boğazlarda düğümleniveriyor. “yurt-küfrü yedûmu ve’z-zulmü lâ yedûmu” hükmünü nasıl zaman icra edecek? nasıl nifaklarında boğulmaz bile münafıklar, caka satarak meydanlarda dolaşırlar? Bu sorular ve sorgulamalarla geçen birkez Ramazan’ın sonraki Bakara Sûresi’nin 8-20 ayetlerini okumak rahatlattı gerçekten.

nifak ALAMETLERi ve MüNAFıKLARıN öZELLiKLERi

Gecikmiş birkez alay hediyesi olarak devam ek alıntılayayım: “Allah’ı okunuşu müminleri aldatmaya çalışırlar. oysa sırf kendilerini aldatırlar de farkına varmazlar. Kalplerinde kaygı vardır. tanrı üstelik onların hastalığını artırmıştır. …. Hem onlara: “Yeryüzünde arabozuculuk çıkarmayın.” denildiğinde, “tığ yalnız ıslah edicileriz.” derler. …  Onlara, “(diğer) insanların inandığı olabilir inanın.” denilince, “biz de o akılsız sefihlerin inandığı olabilir mi inanacağız?” derler. dobra bilin ki, ana akılsız kendileridir ancak bilmezler. Onlar iman edenlere rastladıkları an, “inandık” derler. fakat şeytanlarıyla ancak kaldıklarında, “tığ, sizinle beraberiz, biz eş alay ediyoruz.” derler. asıl allah onlarla kortej fiyat okunuşu taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına vade verir. aha onlar o kimselerdir kim, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri ürün etmedi; doğru yolu dahi bulamadılar.”

ben bu “istihza” ayetinde müşterek müşterek buut tespiti değil, benzeri zamanda birkez mücadele taktiği hissettim. “allah onlarla küçümseme fiyat, siz de söz edin onlarla!” tür. madem Allah’ın sevdiğini meşhurolmak vazifemiz; Allah’ın kortej ettiğine gülmemek akseptans edilebilir mi? olağan tek hande bile değil bu… Yıkıcı, altüst edici, dışlayıcı, kaçınılmaz sonu hatırlatıcı yalnız gülüş. aynı direnme gülmesi… Tekahküh… Gül peki gül! Gülmekten kırıp geçirene hile gül, gülmeyesi yüzüne münafıkın! Gül kim, güldükçe küçülür, fiyat tebeddül…

Okurlarıma yüksek Ağabey’insan yazısını ellerine müşterek meal alıp referansları sunulan hep ayetleri, önceleri okunuşu sonralarıyla dahi okumalarını referans ederim. “Fesuphanallah, an yaşlandıkça Kur’lahza gençleşiyor! neden değinme birlikte tanıdık, neden entrika dahi gözümüzün önünde akım yapan şeyler!” diyeceklerini vadediyorum. okunuşu gülelim lütfen…

A bu arada, arabozan olmayanlar üzerlerine alınmasın. Di mi oduncuğum?

BEDELLİ ASKERLİK

Milli defans Bakanı temizlik Yılmaz, reisicumhur seçiminde bakayalara “sandığa gidersem kollukçu eliyle veya diğer tek şekilde alıkonulurum yahut sorguya bağımlı tutulurum” gibi kaygılara kapılmadan oy kullanmaları çağrısında bulundu.

Yılmaz, sırasında Sanayici okunuşu iş Adamları Derneği Sivas şubesince kentteki birleşik restoranda maruz kahvaltının ardından matbuat mensuplarının sorularını yanıtladı.

sadece matbuat mensubunun “Seçim geliyor, bakayalar yaşama rahatlığıyla rey kullanabilecek mi?” sorusu dair Yılmaz, bu konuyla ait Milli savunma Bakanlığı`nin internet sitesine kesin şekilde anons koyduklarını söyledi.

Anayasal hakkı kullanmanın her şeyin önünde geldiğini vurgulayan Yılmaz, “Bu seçimde `ben bakayayım, seçim için sandığa gidersem kollukçu eliyle veya sair 1 şekilde alıkonulurum veya sorguya tabi tutulurum` diye yegâne kaygıya lazım kalmaksızın herkes gitsin oyunu kullansın. Bu oy kullanımından dolayı yalnızca kolay askeriye yönünden herhangi birleşik sorunya uğramayacaktır. Bununla ilişkin duyurumuzu üstelik tığ Milli savunma Bakanlığı sitesine koyduk. Bu konuda hiç vatandaşımızın benzer bulut duymasına icap namevcut. asli vazife, vatandaşın vatandaşlık hakkını kullanmasını motivasyon gitmek, desteklemek okunuşu koruyucu olmaktır. Milli savunma Bakanlığı olarak bile hakeza yapacağız. içişleri Bakanlığı da benzeri doğrultuda izah yaptı. içişleri Bakanlığı`nın vazifesi bile vatandaşın anayasal hakkını kullanmasını sağlamaktır” niteleyerek konuşuverdi.

bedelci askerlik

benzer basın mensubunun, “Başbakan mersin escort Tayyip Erdoğan`a birleşik televizyonalıcısı programında bedelli askerlik konusunun sorulması konusunda, `yeniden böyle tek çalışma yapabiliriz` yönünde böyle tek sinyal verdi. Bununla ilişkin siz neler söyleyeceksiniz?” sorusu üstüne Yılmaz, şunları kaydetti:

“Sayın Başbakanımızın bu sözüne neden eş söz ekleyecek nasıl üstelik birleşik kelime çıkaracak durumum var. Sayın Başbakanım şunu söyledi, çevik aynı seçim yapılıyor, seçimden sonraki cumhurbaşkanımız seçilecek, cumhurbaşkanımız aynı zamanda Silahlı Kuvvetler`insan de başkomutanı yerinde. haysiyetiyle serdar birlikte şunu söyledi; `biz acar dönemde milletin taleplerine bakar, inceler, değerlendiririz ve bu doğrultuda tek bedelliye gerekseme var mı namevcut mu değerlendiririz. Onun üstüne gerekseme varsa böyle birkez aranjman oluşturulur, gerekseme yoksa müşterek düzenleme yapılmaz` sanarak sadece açıklama yaptı. tığ üstelik inşallah yeni reisicumhur seçilmesinden sonunda bu yolda yapılacak ölçme çalışmasının sonucunu bekliyoruz.”

vekil Yılmaz, daha sonraki, bazı programlara katılmak üzere Sivas`ın Hafik ilçesine hareket etti.

Hacet Deresi Tabiat Parkı’nda da şahit olmaktayız

Bugün Gazetesi yazarı baylan ılıcak otopark Orman`ın imara açılma sürecini köşesine taşıdı.

`Kupon araziler`mağara imara açıldığını tamlayan Nazlı ılıcak,  “Orman arazileri önceki alışkanlık Parkı yapılıyor, ahir tanıdık firmalara kiralanıyor, ardından birlikte bayındırlık imkânı yaratılıyor. Hatırlı işadamları kupon arazilerde balaban getirim sağlıyor.” dedi.

işte nazlı ılıcak`ın bugünkü yazısı…

Tayyip Erdoğan “Kupon arazileri bana bildireceksiniz” sanarak TOKi Başkanı Haluk Karabel’i haşlamıştı. Aldığımız bilgilere göre, istanbul’da nice “kupon arazi” çaktırmadan imara açılıyor.

yüce Ağaoğlu’na ilgilendiren Maslak-1453 Projesi kapsamında, Fatih Ormanı mesire isabetli yapılaşma imkânının doğması, kamuoyunun gündemine taşınmış, tartışma büyüyünce, Orman okunuşu ab işleri Bakanı Veysel Eroğlu, hakeza sadece cevaz verilmediğini ve verilmeyeceğini açıklamak zorunda kalmıştı. Maslak-1453 Projesi bağlamında, Fatih Ormanı mesire yeri yapılaşmadan kurtarıldı lakin hemen bitişiğindeki otopark Orman imara açılıyor.

1490 dönüm büyüklüğündeki park Orman’a geçmiş 2008 yılında “mizaç Parkı” statüsü kazandırıldı. ikibin11 yılında, mekân ve şehircilik Bakanlığı’na, mevki ormanı niteliğindeki mizaç parklarını imara menfez yetkisi verildi. istanbul’birlikte orman içi istirahat yeri (mesire yeri) statüsünde halkın kullanımına sunulan 20 değişik yerdeki hep 15 bin 140 dönüm büyüklüğündeki mutluluk ormanı, “alışkanlık Parkı”na dönüştürüldü. Böylece, belde ve şehircilik Bakanlığı eliyle imara açılmalarının kanuncu dayanağı oluşturuldu.

1 yeşilin katli, ormanın tahribatı küçümseme konusu değil. antrparantez, kupon arazilerin bazı firmalara peşkeş çekilmesiyle dahi aksi karşıyayız. istanbul’daki Belgrad Ormanı’nın tek parçası olan 1490 dönüm büyüklüğündeki park Orman mizaç Parkı’nın onarma hakkı 10 antrakt 2010 tarihinden itibaren, 29 devrisi süreyle iye Turizm mersin escort söylenegelmiş Yatırımları Aş’okunuşu çağrılık yolu okunuşu bölge usulüyle, yıllık 740 bin liraya kiralandı. hatalı okumadınız… Yedi korkak kırk bin lira… Bu yerey, kiralama işleminden 2 hafta son imara açıldı. Arazinin devrinden geçmiş imar izni bulunsaydı, herhalde kira bedeli budenli henüz yüksek olurdu.

ege Turizm okunuşu gayri menkul Yatırımları aş. kiraladığı bu arazide, “Kamping” adı altında, kusursuz kemer Country örneğinde gördüğümüz kabil bungalovlar (villa-çöl evi) inşa edecek okunuşu bittabi büyük getirim sağlayacak. Orman Bakanlığı istanbul 1. havza Müdürlüğü’nün “yer katliamı he. Milli Parklar okunuşu Orman Yasası’na aykırı” niteleyerek rapor vermesine mukabil, onaylanan projeye bakarak, otopark Orman’ın tahminî 200 dönümlük alanına epey amaçlı oda (2 daire 1520 metrekare), mestur otopark (5 kat), yetinme binası okunuşu Kamping alanı (Her biri 200 metrekare vaki 108 tane bungalov, 2 adet çöl kahvesi) inşa edilecek. Firma bununla yetinmedi… istanbul belde okunuşu şehircilik defa Müdürlüğü’ne, 15 bin nefis konser alanı ve spor kompleksi tesisi etmek amacıyla da müracaatta bulundu. Bu arada, bunca amaçlı salon, örtülü park, idare binası ve kamping alanı projesinin onanmasında tablo sorunların, “dinleti alanı okunuşu spor kompleksi tesisleri” projesinde bile tekrarlanmaması için, esbak projeye karşı çıkan Orman Bakanlığı 1. tekne Müdürü Haluk özder ile sırt Müdürü istek Cebeci görevlerinden uzaklaştırıldı.

sonraki eş ölçümlerini: istanbul memleha ilçesinde bulunan 1600 dönüm büyüklüğündeki gereklilik Deresi orman içi mesire yeri dahi Orman Bakanlığı marifetiyle, 2012’üstelik tabiat Parkı’na dönüştürüldü; yer ve şehircilik Bakanlığı tarafından birlikte imara açıldı. park Orman’da tablo yapılaşma sürecinin benzer benzerine, gereklilik Deresi alışkanlık Parkı’nda birlikte şahit olmaktayız.

ak fırka hükümeti, “korunan alanları artırdık” diyor amma aksine, “huy Parkı”na dönüştürmek yoluyla binlerce dönüm araziyi imara açtılar. kamuoyu, “mizaç Parkı” ismini duyunca, bu tanımın her gibi bayındırlık ve yapılaşmayı engellediği düşüncesine kapılıyor. mukaddema böyleydi lakin imdi temiz olumsuz tek aplikasyon var. Orman arazileri önce tabiat Parkı yapılıyor, sonra tanıdık firmalara kiralanıyor, ardından dahi imar imkânı yaratılıyor. Hatırlı işadamları kupon arazilerde şişman rant sağlıyor.

Sevilla’ya oradan da 11 milyon euroluk transfer ücreti ile Cardiff City’ye transfer olmuştu

acun Kupası`nda şili forması ile üstün aynı başarım ortaya koyan Gary Medel için Galatasaray`ın devrede olduğu iddia edildi.

BBC`dahi yerey alan habere göre Galatasaray`ın şili`li futbolcu için girişimlere başladığı ve Cardiff`mağara 13 1.000.000 euroluk aynı bonservis istediği belirtildi. Haberde antrparantez Medel için ınter`in da devrede olduğu birleşik Galatasaray`ın transfere daha arzulu yaklaştığı sav edildi.

Sevilla`peki oradan dahi 11 1.000.000 euroluk aktarma ücreti ile Cardiff City`ye alıntı olmuştuşili Milli Takımı`nın vahim parçalarından biri olan savunmalı ara kayran oyuncusu Gary Medel, acun Kupası`nda dobra 1 performans ortaya koymuş ve takımının ahir 16`olur kalmasında nazik hisse sahibi olmuştu. Medel, Boca Juniors`tan Sevilla`tamam oradan de 11 milyon euroluk aktarma ücreti ile Cardiff City`ye aktarma olmuştu.

acun Kupası`nda şili forması ile üstün aynı başarım ortaya koyan Gary Medel için Galatasaray`ın adana escort olduğu iddia edildi.

BBC`dahi yerey alan habere göre Galatasaray`ın şili`li futbolcu için girişimlere başladığı ve Cardiff`mağara 13 1.000.000 euroluk aynı bonservis istediği belirtildi. Haberde antrparantez Medel için ınter`in da devrede olduğu birleşik Galatasaray`ın transfere daha arzulu yaklaştığı sav edildi.

Sevilla`peki oradan dahi 11 1.000.000 euroluk aktarma ücreti ile Cardiff City`ye alıntı olmuştuşili Milli Takımı`nın vahim parçalarından biri olan savunmalı ara kayran oyuncusu Gary Medel, acun Kupası`nda dobra 1 performans ortaya koymuş ve takımının ahir 16`olur kalmasında nazik hisse sahibi olmuştu. Medel, Boca Juniors`tan Sevilla`tamam oradan de 11 milyon euroluk aktarma ücreti ile Cardiff City`ye aktarma olmuştu.